MEHDÎ


Kelime olarak “Kendisine hidayet edilen, Allah tarafından yol gösterilen, özel bir tarzda Allah’ın hidayetine nâil olan” anlamında kullanılır.

Ancak İslâm geleneğinde Mehdî, insanlar imandan uzaklaştıklarında onları tekrar imana getirmek için yol gösterici olarak gelecek olan ve Hz. Peygamber (a.s.m.) tarafından geleceği haber verilen kişidir.

Tarihte bazı kişiler için bu ünvan kullanılmıştır. Meselâ Emevîler’den Ömer bin Abdülaziz tam bir müceddid olarak biliniyor ve bu kelime kendisi için kullanılıyordu. Abbâsî halifelerinden en-Nâsir için de kullanılmıştır. Ancak rivâyetlere göre Ahirzaman Mehdisi, diğer mehdiler arasında en büyüğü olacaktır.

***

Mehdi, Al-i Beyt’ten lider bir şahsiyet olup, fitnelerin en dehşetli zamanında zuhur edecek, Deccalâ karşı mücadele yapacaktır.

Ehl-i küfrün Firavun, Nemrut, Mao, Lenin gibi liderleri olduğu gibi, ehl-i imanın da liderleri olması gayet tabiidir. İslâm âleminde zuhur eden Abdülkadir Geylani, İmam Gazali, İmam Rabbani gibi zatlar lider şahsiyetlerdir. Ümmet, böyle zatların etrafında toplanmış, kenetlenmiş, birliğini muhafaza etmiştir.

İşte Mehdi, ahirzamanın o en dehşetli zamanında, ne yapacağını bilmez hale gelen ehl-i imanı ümitsizlikten kurtaracak, İslâmî hizmetlerin geniş kitlelere ulaşmasına vesile olacaktır.

Kâfirleri yok ederek bütün yanlışları bir anda düzeltecek bir Mehdi anlayışı gerçeğe aykırıdır ve hayal ürünüdür. Zira, sebepler dünyasında yaşadığımızdan, Mehdi de bu sebeplere müracaatla iş yapacaktır. Hz. Peygambere (asm) verilmeyen bir yetkinin, O’nun ümmetinden bir zata verilmeyeceği açıktır.

Hz. Peygamber (asm), 23 yıllık risalet döneminde her türlü engelle karşılaşmış, bu engelleri, sebeplere müracaatla aşmıştır. Uhud’da sipere girmesi, iki zırh giymesi, Hendek muharebesinde bizzat hendek kazması, Hudeybiye’de o ağır maddelere rağmen barış imzalaması buna delildir. İşte, Mehdi de küfre karşı mücadelesini sebepler dairesinde yapacaktır. Bu cümleden olarak, eserler yazacak, talebeler yetiştirecek, irşat sistemini kuracak ve onun manevi mücahedesi vefatından sonra da bir şahs-ı manevi halinde devam edecektir.