"Samanyolu denilen mecerretü’s-semâdan, tâ en yakın seyyareye kadar, muhtelif vaziyet ve teşekkülde yedi tabaka, herbir tabaka âlem-i arzdan tâ âlem-i berzaha, âlem-i misale, tâ âlem-i âhirete kadar birer âlemin damı hükmünde birer semâ,.." İzah?


Üstat burada semaların vücutlarını inkar eden maddecilere karşı, semaların vücutlarını ispat sadedinde bu sözleri söylüyor.

Dikkat ile semaya bakıldığında muhtelif tabakalar, çıplak göz ile bile görünüyor. Esir denen maddeden Allah çok değişik tabaka ve sınıfları yaratmıştır. Bu gün fen bunları gayet açık bir şekilde gösteriyor.

Dünyanın yedi kıtası, hava tabakasının yedi tabakası, toprak unsurunun çeşitli kısımlarından tut da gök yüzündeki Samanyolu yıldızlar topluluğuna, oradan güneş sisteminin birbirinden farklı olması, bugünkü maddeci felsefenin tek tabaka mefkuresini çürütüyor. Öyle ise alem ve sema, sadece şu görünen maddi alem ve gökyüzüne münhasır değildir. Bunun dışında binlerce alemler ve her bir alemin de damı hükmünde binlerce semaları vardır. Nasıl ki, dünya maddi bir alemdir, seması gökyüzüdür. Ahiret aleminin de kendine göre bir seması vardır.

İşte Kur’an, semanın çokluğunu ifade ederken, bunlara işaret ediyor. Üstat da semaların vücutlarını inkar eden materyalist felsefeye karşı  akli deliller ile semaların vücutlarını ispat ediyor. Her bir alemin birer semasının olması, akıl dışı bir şey değil ki, inkar edilsin. Bilakis akıl ve hikmet, semanın vücudunu iktiza eder.