Risalelerde iman hakikatleri izah edilmiştir. İnsanın iman hakikatlerinin altında kalması nasıl olur ve nasıl alışılır?


"İnsanın imanın altında kalması" tabiri kapalı bir tabir olduğu için, soru net bir şekilde anlaşılmıyor. Biz insanın imanın altında kalmasını "tahkiki ve taklidi iman" şeklinde algılayıp, soruyu da ona göre cevaplıyoruz.

İman tahkiki ve taklidi olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Tahkiki iman, insanın akıl, kalp ve sair latifelerine kökleşip yerleşmesi ve selbinin imkansız bir hale gelmesidir. Taklidi imanda bu hasiyet ve tesir olmadığı için, iman her an insi ve cinni şeytanlar tarafından çıkarılabilir. Öyle ise insanın bu dünyadaki en önemli vazifesi tahkiki imanı elde edip, bu imanı bütün duygu ve latifelerine kökleştirmesi ve yerleştirmesidir. Risale-i Nurların her bir cüzü bu tahkiki iman dersini veriyor. Bir insan Risale-i Nurlarla sürekli meşgul olup, o hakikatleri duygularına sindirirse, inşallah imanla kabre girer.

İnsana tahkiki imanı verip, duygularında kökleşmesini temin eden Allah’tır. İnsan sadece bu imanın elde edilmesinde iradesini meylettirir. Bu meyilden sonraki süreçleri icat edip yaratmak Allah’a mahsustur. İnsanın elinden bu imanı icat etmek gelmez, ama ona talip olmak elinden gelebilir. Öyle ise insan "ben mesul değilim" diyemez.