Risalelerin sade Türkçe halini okuyup anlamak istiyorum. Yabancılar için, kendi dillerinde, anlayacağı şekilde tercüme yapılıyor, Türkçe olunca neden olmaz diyorlar, neden sadeleştirmiyorsunuz ki?


Bu hususu kısa maddeler halinde izah edelim.

Birinci madde:  Hiçbir sadeleştirme aslının yerini tutamaz. Yani bütün sadeleştirme ve çeviriler sadeleştiren ve çeviren insanların anlayışı ve kapasitesi ile sınırlıdır. Öyle ise Said Nursi Hazretlerinin orijinal ne dediği ile sadeleştiren kişinin ne dediği farklı olacaktır, kimse bunu ona tercih etmek istemez.

İkinci madde: Risale-i Nurların Osmanlıca denilen veya anlaşılması zor addedilen  kelimelerinin ekserisi ya terimdir ya da Allah’ın isim ve sıfatlarıdır. İsimlerin değiştirilememesi evrensel bir kuraldır. Terimlerin bir kelime ile muadilini bulmak ise imkansızdır. Öyle ise Risale-i Nurların kahir ekseriyetini sadeleştirmek imkansız, hatta muhaldir denilebilir.

Üçüncü Madde: Halihazırdaki Türkçe yetersiz ve eksik olması sebebi ile Risale-i Nur gibi zengin ve geniş bir tefsirin sadeleştirilmesinde yeterli olamaz. Faraza günümüz Türkçesinde şu kadar kelime varsa, Risale-i Nurların kelime dağarcığında onun daha fazlası var. Bu sebeple biri diğerini çevirmekte yeterli değildir. Mesela Risale-i Nurlarda geçen "ehadiyet, vahidiyet, cüziyet ve külliyet, mana-yı ismi ve mana-yı harfi, kesret, vahdet" gibi terim ve tabirler ne ile çevrilebilir, nasıl bir kelime bunlara mukabil gelebilir?

Dördüncü Madde: Osmanlıca kelimelerinin şimdiki nesillerce bilinmemesi bir marazdır. Dil açısından bir fakirliktir. Bu hastalığın tedavisi eğitim ve öğretimdir. Yoksa Risale-i Nurlar gibi bizim kuşağa  ceddimizin mirasında köprü vazifesi gören müstesna kaynakları kendimiz gibi yolunmuş kuşa çevirmek çözüm ve tedavi değildir. Yani onu kendimize benzetmek yerine biz ona  benzemeliyiz.

Beşinci Madde: Kısacık dünya hayatı için İngilizce ve sair dilleri ve  fenleri öğrenmekte sıkıntı görmeyen birisi, neden ebedi saadetin teminatı ve vesikası hükmünde olan Risale-i Nurların orijinal dilini öğrenmekte sıkıntıya gelmiyor, şaşılacak bir şey. Böyle keyfi ve hevai şeyler için Risale-i Nurların aslı ile oynamak hiç de vicdan ile bağdaşmaz kanaatindeyiz.

Altıncı Madde: İzahlı dersler, mütalaa ve müzakereler zaten sadeleştirmenin yerini dolduruyor. Bu gibi güzel ve feyizli yollar varken, öyle yollara tevessül etmek akıl karı değildir, diye düşünüyoruz.  

Yedinci Madde: Anadolu coğrafyası asırlardır İslam ile hemhal olduğu için, başka milletlerle kıyaslanması yanlış olur. Bir İngiliz toplumu ile Türk toplumunu aynı kefeye koyup ona kıyasen hükme gitmek hatalı bir kıyas olur. Zira Türkiye’nin taşı toprağı, hatta mezar taşları bile İslam terimlerini ders veriyor. Yani Anadolu İslamlaşmış bir medeniyettir, bu yüzden yabancı toplumlara kıyası kabil olmaz.

İlave bilgi için tıklayınız:

Risaleleri şerhetmek ya da sadeleştirmek uygun mu?