"Ve enbiyaya gönderdiği bütün semavi fermanları ile kıyameti ve haşrin icadını vaat etmiş. İşte, madem vaat etmiş, elbette yapacaktır." İzah eder misiniz?


Üstad Hazretleri bir hakikat dersinde şöyle buyurur:

"… Bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir; bu dünya, ona bir misafirhanedir ve ahiretine bir intizar salonudur."(1) 

Dünyada hayat süren yaklaşık üç milyon tür canlıdan, sadece insana akıl ihsan edilmiştir. Ve insan bu büyük nimet ile hem kendi varlığında hem de haricî âlemde teşhir edilen ilahi sanatları, ihsanları seyir ve tefekkür edebilmektedir. Ve yine insan bu nimet sayesinde dünyanın bir imtihan meydanı olduğunu bilmekte ve ölüm ötesine hazırlanmaktadır.

Bu hazırlığın kaynağı, Cenâb-ı Hakk’ın bütün semavi kitaplarıyla ve bütün peygamberleriyle ahiret yurdunu haber vermesi, insanları saadet yurduna davet etmesidir. Bu konuda Üstadımızın şu harika ifadesini de hatırlamak gerekiyor:                          

"Eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi."(2)

Bütün canlı türleri içerisinde ölümünü bilen sadece insandır. Eğer ölüm ötesi bir âlem olmasaydı, bu bilgi insan için bir azap olur ve ölümü bilmemek de hayvanlar için büyük bir nimet olurdu. Hayvanlar bu dünyada ahiret hesabına bir imtihan geçirmedikleri, cennete ve cehenneme namzet olmadıkları için, onların ölümü bilmemeleri tam hikmettir. Ama ebed için yaratılan insanın ölümü bilmesi ve ahiretine hazırlık yapması büyük bir rahmet ve inayettir. 

Kudreti sonsuz olan Allah ahireti vaat etmiştir; "...Madem vaat etmiş, elbette yapacaktır."(3)

Dipnotlar:

1) Sözler, Onuncu Söz, On Birinci Hakiakat.

2) Mektubat, Yirmi Dördüncü Mektup'un Birinci Zeyli.

3) Sözler, Yirmi Dokuzuncu Söz, İkinci Maksat.