"Sonra, nev'in enaniyeti de bir asabiyet-i nev'iye ve milliye cihetiyle o enaniyete kuvvet verip, o ene, o enaniyet-i nev'iyeye istinad ederek..." İzah eder misiniz?


İnsan, bir başka canlı nev’ine değil de insan nev’ine mensup olması dolayısıyla Rabbine şükretmelidir. Bu şükür vazifesini yapmak yerine başka nevi varlıkları, bilhassa hayvanları küçük görmek asabiyet-i nev’iyedir. “Odun kafalı.” “Hayvan herif.” gibi ifadeler nev’in enaniyetinden doğmaktadır.

Üstad Hazretleri bu ifadeleriyle asabiyet-i nev’iyenin kaynağını insanın kendine mâna-yı ismiyle bakması, kul olduğundan gaflet ederek kendi nefsine bir nevi rububiyet vermesi olduğuna dikkat çekmiş oluyor.

Fertlerin birbirine karşı enaniyetleri ve üstünlük davaları olduğu gibi, milletlerin ve kavimlerin de birbirlerine karşı üstünlük davaları vardır.

Kavmiyetçilik ya da soy-sop üstünlüğü iddia etmek, içtimaî hayatın temel esaslarından olan adaleti, muhabbeti ve tasanüdü ciddî şekilde zedeler ve bunların yerini zulüm, tahakküm, tefrika ve terör alır.

“Unsuriyet ve milliyet esasları, adaleti ve hakkı takib etmediğinden zulmeder. Adalet üzerine gitmez. Çünkü unsuriyet-perver bir hâkim, milletdaşını tercih eder, adalet edemez.”(1)

Kavmiyetçilik, içtimaî râbıtaları zayıflatır, uhuvveti sarsar, muhabbeti gölgeler, samimiyeti selbeder. Kin, hased, adâvet gibi mânevî mikroplara menba olduğundan, birlik ve beraberliği zedeler.

1) bk. Mektubat, On Beşinci Mektup.