"Kemâl-i intizamla tavzif ederek, mütenâhî bir zamanda, mahdut bir zeminde gayr-i mütenâhî tesbihât yaptırıyor, gayr-i mahdut tecelliyât-ı cemâliye ve celâliye ve kemâliyesini gösteriyor." Madde için, varlık için "sınırsız" ifadesi kullanılır mı?


Buradaki nihayetsizlik tabiri, hakiki anlamında değil, nispi bir anlamda kullanılmıştır. Yani bu tesbihatların çokluğuna kinaye için nihayetsiz tabiri kullanılmıştır. Zira haddi zatında eşyaya ve mahlukata bir sınırsızlık verilmiyor. Risale-i Nur'da bu nispi tabirler çokça kullanılıyor.

Üstat bu manaya Muhakemat adlı eserinde şöyle bir tashih ile işaret ediyor:

"Kitab-ı âlemin evrakıdır eb'ad-ı namahdud,
Sutur-u kâinat-ı dehrdir âsâr-ı namâdud.
Basılmış destgâh-ı levh-i mahfuz-u tabiatta,
Mücessem lâfz-ı mânidardır âlemde her mevcud."

"Hoca Tahsin'in 'namâdud' ve 'namahdud'dan muradı nisbîdir; hakikî lâyetenâhîlik değildir."(1)

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale, Birinci Maksat.