"O makama gelen bir veli, Hızır'dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat bazen o makam sahibi, yanlış olarak ayn-ı Hızır telâkki olunur." ifadelerini izah eder misiniz?


"Tevatür derecesinde, ehl-i şuhud ve keşif olan evliyanın Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Hatta makamat-ı velâyette bir makam vardır ki, 'Makam-ı Hızır' tabir edilir. O makama gelen bir vel,iî, Hızır’dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat bazen o makam sahibi, yanlış olarak ayn-ı Hızır telakki olunur."(1)

Bu konu manevi makamlara taalluk eden bir meseledir. "Makam-ı Hızır"a çıkmak, seviye ister, belli bir manevi terakki ister. O makama çıkanlar Hz. Hızır (as)'dan ders alır. İşte o makama çıkanlar, arkadan gelenler için iltibasa ve karıştırmaya neden oluyor ve bazen Hz. Hızır (a.s) telakki ediliyor.

Burada karışıklığa sebep olan durumun şu olduğunu anlıyoruz:

Makam-ı Hızır'a çıkan kişi, o makama uygun bazı hallere mazhar olabiliyor. Yani bir anda birkaç yerde bulunabilir, uzun bir süre yemeyip içmeyebilir...

İşte bu gibi durumlar, kişinin Hz. Hızır (a.s) olma ihtimalini akıllara getiriyor ve makamlar karışıyor...

1) bk. Mektubat, Birinci Mektup.