Meleklerin "tesbihat çiçeklerini, tahmidat meyvelerini, âlem-i misâlde tercümanlık edip gösterecek ve âlem-i ervahta temsil edip ilân" etmelerini nasıl anlamalıyız?


“...Şu binler başları olan zeminin her başında yüz binler lisanlar bulunan ve her lisanda yüzbin tarzda tesbihat çiçeklerini, tahmidat meyvelerini, âlem-i misâlde tercümanlık edip gösterecek ve âlem-i ervahta temsil edip ilân edecek, ona göre elbette bir melek-i müekkeli vardır.”(1)

“Âlem-i misâlde tercümanlık” ifadesi, bu dünya ile misâl âleminin dillerinin farklılığına işaret eder. Misâl âleminin bir misâli sadık rüyalardır. Peygamber Efendimize (asm.) bir kısım sahabesinin şehit olacakları, rüya âleminde, “bir takım sığırların boğazlanması” şeklinde gösterilmiştir. Buna benzer bir şekilde, bu âlemde mahlûkatın yaptıkları tesbihlerin, âlem-i misâlde “o âleme uygun bir başka şekilde temessül ettiği” ve meleklerin, bu noktada, bir vazife yaptıkları nazara verilmektedir. Meleklerin bu tercümanlığı nasıl yaptığını bilemeyiz. Üstad'ın buyurduğu gibi, “Akl-ı beşer anlamaz, melek olmayan bilemez.”

Âlem-i ervahı, ruhaniyat âlemi şeklinde de anlayabiliriz. Âlemler birkaç farklı şekilde tasnif edilmiştir. Bir tasnifte de bütün âlemler “cismanî ve ruhanî” olmak üzere ikiye ayrılır. Ruhaniyât denilince, cismanî olmayanlar, yani “melekler, cinler ve vefat edenlerin ruhları” anlaşılır.

Buna göre, “âlem-i ervahta temsil ve ilan” vazifesi, meleklerin “mahlûkatın tesbihatlarını temsil” vazifesiyle aynı manaya gelir. Yoksa, meleklerin bu vazifesi âlem-i ervah denilen bir başka âlemde temsil ettikleri şeklinde anlaşılmamalıdır.

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz.