Üç Aylar; Mevlid, Regaib, Mirac, Berat kandilleri, Ramazan ve Kadir Gecesinde Risale-i Nur'dan okunabilecek yerler nerelerdir?


Evvela: “Risalet-ün Nur'un kitapları, birbirine tercih edilmez..!”

Nur’lar, Kur’an-ı Kerim’in birer manevi tefsiri olması hasebiyle; "her bir risalede mevz-u bahs edilen 'mesail-i İmaniye ve İslamiye', 'umumiyet' içerisinde 'hususiyet' münderiç olup söz konusudur.. Yani; hastalık anında illa ki “Hastalar Risalesi”nin okunması gereği yahut önceliği yoktur. Nur’lardan herhangi bir eserin okunmasıyla da bir hastanın istifadesi mümkün ve vakidir. Zira Üstad Hazretlerinin, “Kur'an'ın eczahanesi”nin asrımızdaki en mühim bir şubesi ve merkezi hükmündeki “bütün bir Nur Külliyatı'ndan” muktebes olarak; ahir zamanın maddi ve manevi türlü hastalıklarına müptela olan aciz beşere “tevdi” ettiği müessir ve şifayab ilâçlarla sıhhatine kavuşan hadd-ü hesaba gelmez şahitler, bilmüşahede davamızı ispat etmektedir..

Bu nokta-i nazardan mezkûr mesele mütalaa edildiğinde, Üstadımızın;

“Çoktan beri görmediğim için, ben hangisini okursam ‘En birinci budur...’ derdim. Ötekine bakardım, ‘Bu birincidir...’ Daha öbürüsüne baktıkça hayret ederek kat'î kanaatım geldi ki; Risalet-ün Nur'un kitabları, birbirine tercih edilmez. Her birinin, kendi makamında riyaseti var. Ve bu zamanı tenvir eden, bir mu'cize-i maneviye-i Kur'aniyedir...”(1)

şeklindeki beyanatı mucibince, “Risalet-ün Nur'un kitapları, birbirine tercih edilmez.” hakikat-ı mühimmesini ihtar edip ders vermektedir. Dolayısıyla bu veçheden bakıldığında, Nur Risaleleri kıyamete kadarki “her bir zaman diliminde” ve “her türlü zeminde” okunup, istifadeye medar eserler olduğu / olacağı anlaşılacaktır...

Saniyen: “Her bir Risale’nin, kendi makamında riyaseti var..!”

Diğer taraftan asrımızın ziyadesiyle ehemmiyetli ve manevî ve ilmî bir mürşid-i ekberi olan Risaletü'n-Nur'un “yüz otuz parça”lık heyet-i mecmuasının, herhangi bir mevzudaki “hususi alakadarlık” noktası ve bir mesele-i imaniye ile alakadar “ilgi” alanlarındaki “riyaset”i olduğu aşikardır.

Üstad Hazretleri, bu mezkur manaya takviye babında;

“Risale-i Nur'un eczalarından olan ‘İktisad Risalesi’ ve hastalara imandan gelen ‘yirmi beş devalı risale’ ve ihtiyarlara imandan gelen ‘on üç rica ve teselli risaleleri’; bu mübarek milletin yarısından ziyade bir yekûn teşkil eden ‘fakirler, hastalar, ihtiyarlar taifeleri’ne gayet kıymetdar bir hazine-i servet ve tiryak ve ziya olduğunu, insaf ile bakan herkes kabul eder kanaatındayım...”(2)

şeklindeki ehemmiyetli beyanatıyla, ders vermiştir.

Mesela; “Hastalar Risalesi” maddi-manevi türlü hastalıklarla “hastalanmış” bütün bir nev-i beşerin hastalıklarına; en müessir bir “deva” olup, makamında riyaseti olan muhteşem bir risaledir... Bu ehemm manaya, Risale-i Nur Külliyatının her bir risalesi dâhil olup; böylece her bir risalenin manevi bir makam ve ulviyeti haiz olduğuna, okuyup iman eden milyonlarca “Nur okuyucusu” şahittir...

Salisen: “Risale-i Nur; mahsus bir zamana, muayyen bir taifeye ve cüz'î bir manaya inhisar etmiyor..!”

Üstad Hazretlerinin, Kur’anın i’cazına “delil” beyanında arz ettiği;

“Madem Kur'an kelâmullahtır; umum asırlar üzerinde ve arkasında oturan muhtelif tabaka tabaka olarak dizilmiş bütün nev'-i beşere hitab ediyor, ders veriyor. Hem bu kâinat Hâlık-ı Zülcelal'inin kelâmı olarak rububiyetin en yüksek mertebesinden çıkıp, bu binler muhtelif tabaka muhatablarla konuşuyor, umumunun bütün suallerine ve ihtiyaçlarına cevab veriyor; elbette manaları, küllî ve umumîdir. Beşer kelâmı gibi mahsus bir zamana, muayyen bir taifeye ve cüz'î bir manaya inhisar etmiyor. Bütün cinn ve insin binler muhtelif tabakada olan efkâr ve ukûl ve kulûb ve ervahının her birisine lâyık gıdaları veriyor, dağıtıyor.”(3)

şeklindeki beliğane veciz ifadeler, asrımızın en parlak bir “Kur’an tefsiri” olan Nur Risalelerinin anlaşılmasında ziyadesiyle yol gösterici olacaktır.

Zira Nur Külliyatı, ilhamen yazılıp “vehbi” bir ilmin masadakı olması hasebiyle; Kur’andaki hisse-i azimesi mucibince “Bütün cinn ve insin binler muhtelif tabakada olan efkâr ve ukûl ve kulûb ve ervahının her birisine lâyık gıdaları veriyor, dağıtıyor..!” şeklinde kabul edilip anlaşılacaktır.

Dolayısıyla Nur Risalelerinin, herhangi bir zaman ve zeminde “kayıt” altına alınıp; “belirli” tabakalara ve “intihab” edilen muhataplara münhasır telakki edilmesinin çok mahsurları olmakla birlikte, Üstadımızın asla tensib etmediği bir durumdur. Mesela; “Gençlik Rehberi” risalesinin, “hususan” gençlere bakar veçhesiyle birlikte; “umumen” genç-ihtiyar ayırt edilmeksizin, her tabaka-i insaniyede muhatap alınıp istifade edildiği muhakkaktır..

Bu minval üzere Zübeyir Ağabey “Konferans” ismiyle iştihar eden risalede;

“...bu asırda meydana getirilen bir tefsirde; Kur'an-ı Hakîm'in asrımıza bakan vechesinin keşf edilip, avamdan en havassa kadar her tabakanın istifade edebileceği bir üslûbla izah ve isbat edilmiş olması.”(4)

şeklindeki tarifle, Risale-i Nurların umumen her tabakada muhatap ve müşterilerinin bulunacağını ihbar edip, ihtar etmektedir.

İşte bu nokta-i nazarla, yapılacak keyfiyetli bir mütalaa da.. Mesela; “miraç kandili” programının icra edileceği bir mübarek gecede, her zaman “Miraç Risale”sinin okunması zarureti yoktur. Belki bu gecede, ümmet-i Muhammede (s.a.v) hediye olarak gönderilen “beş vakit namaz” ile alakadar “Nur Risaleleri”nden, nur’lu bir “okuma”nın yapılması muvafık olabilecektir.

Rabian: “Büyük vaizlerimiz, hem âlim-i muhakkik olmalı..”

Umumen “Risale-i Nurların okunması” yahut “mütalaa edilmesi” noktasında, Nur Risalelerinden iktibas suretinde mevz-u bahs edilip nazar-ı dikkate alınması icab eden mezkûr hususların mücmel bir “mukaddime” nev’inden yapılan izahından sonra.. “Mukteza-i hale Mutabık” ve “hikmet”le hareket etmeye muvazzaf olan Nur talebelerinin, muhtelif zaman ve zeminlerde Nur Risalelerinden “Hangisi?”nin, “Ne zaman?” veyahut “Nasıl?” okunması mevzusunun müzakere edilmesi gerekecektir...

Üstad Hazretlerinin, “mukteza-yı hâle mutabık” hareket etmek noktasında;

“Akvamın ihtilafı; mekânların ve aktarın tehalüfü, zamanların ve asırların ihtilafı gibidir... Birisinin libası, ötekinin endamına gelmez… Yanlışlık, tatbik-i nazariyat ve mukteza-yı hâli düşünmemekten çıkar...”(5)

şeklinde beyan ettiği ihtara binaen, “Hakîm” ismine mazhariyet kesbetmiş ve hikmetle hareketle muvazzaf kılınmış bizlere “amenna ve saddakna” demek düşüyor...

Madem, dünya misafirhanesinin sakinleri olan insanoğluna; her bir etvar, ahval ve ef’alinde “cüz’i iradesini bir parça işletmek” vazifesi düşmüştür. Dolayısıyla mezkûr meselede, Üstad Hazretlerinin

“Büyük vaizlerimiz, hem âlim-i muhakkik olmalı; tâ isbat ve ikna etsin. Hem hakîm-i müdakkik olmalı, tâ müvazene-i şeriatı bozmasın. Hem belig-i mukni' olmalı, tâ mukteza-yı hal ve ilcaat-ı zamana muvafık söz söylesin ve mizan-ı şeriatla tartsın ve böyle olmaları da şarttır..”(6)

şeklindeki, “cüz-i irade”nin “nasıl” kullanılması gerektiğine dair olan beliğane nurlu beyanatına muvafık hareket etmekle mükellefiz...

Elhasıl: “Mübarek gün ve Geceler”de Risale-i Nur Külliyatından okunabilecek yerler...

Buraya kadar mukaddime nevinden bir parça izah edilen, mezkur bazı nurlu hususları ve hikmetli düsturları beyan ettikten sonra, Üstadımızın,

“İrade-i cüz'iye-i insaniye ve cüz'-i ihtiyariyesi; çendan zaîftir, bir emr-i itibarîdir, fakat Cenab-ı Hak ve Hakîm-i Mutlak, o zaîf cüz'î iradeyi, irade-i külliyesinin taallukuna bir şart-ı âdi yapmıştır...”(7)

şeklinde beyan buyurduğu ve böylece “irade-i ilahiye” tarafından irade-i külliyenin taallukuna bir şart-ı adi yapılan “cüz-i iradeye imtisalen”; “Mübarek gün ve Geceler”de Risale-i Nur Külliyatından okunabilecek “mevzu” ve “yer”lere dair, gelecek Nur’dan muktebes tarif ve tavsiyeleri mücmel bir “fihrist” nev’inden arz ediyoruz:

Mevlid Kandili: “Mevlid-i Nebevi”

Üç Aylar: “Şuhur-u Selase”

Regaib Kandili: “Leyle-i Reğaib”

Miraç Kandili: “Mi’rac-ı Nebevi” ve “Leyle-i Mi’rac”

Berat Kandili: “Leyle-i Berat”

Ramazan Ayı: “Şehr-i Ramazan” ve “Ramazan-ı Şerif”

Kadir Gecesi: “Leyle-i Kadr”

Dipnotlar:

1. bk. Kastamonu Lahikası, 4. Mektup.
2. bk. Tarihçe-i Hayat, Üçüncü Kısım, Eskişehir Hayatı.
3. bk. İşaretü'l-İ’caz, Tembih.
4. bk. Sözler, Konferans.
5. bk. Divan-ı harbi Örfi, Beşinci Cinayet.
6. bk. age., Hürriyete Hitap.
7. bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz, İkinci Mebhas.