"Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş,.." Dünyanın Ömrü Üç Yüz Yıldan Fazla mıdır, nasıl anlamalıyız?


"Ey üç yüz seneden sonraki yüksek asrın arkasında gizlenmiş ve sakitane Nur'un sözünü dinleyen ve bir nazar-ı hafî-i gaybî ile bizi temaşa eden Saidler, Hamzalar, Ömerler, Osmanlar, Tahirler, Yûsuflar, Ahmedler, vesaireler!.. Sizlere hitap ediyorum. Başlarınızı kaldırınız, "Sadakte" deyiniz. Ve böyle demek sizlere borç olsun. Şu muasırlarım, varsın beni dinlemesinler. Tarih denilen mazi derelerinden sizin yüksek istikbalinize uzanan telsiz telgrafla sizin ile konuşuyorum. Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennetasa bir baharda geleceksiniz. Şimdi ekilen nur tohumları, zemininizde çiçek açacaktır. Biz, hizmetimizin ücreti olarak sizden şunu bekliyoruz ki: Mazi kıt'asına geçmek için geldiğiniz vakit, mezarımıza uğrayınız; o bahar hediyelerinden birkaç tanesini medresemin (Haşiye 1) mezar taşı denilen ve kemiklerimizi misafir eden ve Horhor toprağının kapıcısı olan kalenin başına takınız..."(1)

Burada geçen üç yüz ifadesi, hicri olarak 1300 tarihi demektir, diye düşünüyoruz. Nitekim bizler de yetmiş iki doğumluyum, seksenlerde buraya gelmiştim, doksandan sonra... gibi ifadeleri kullanırken, 1900 rakkamını ifade etmesek de onu kastediyoruz. Burada da Bediüzzaman Hicri 1300 tarihini kastetmiştir.

Ayrıca ister Kur'an olsun, ister onun bir tefsiri olan Risale-i Nur olsun, buralarda geçen rakamların çoğunluğu kesreti ifade etmek içindir, ya da konu akışında sarf edilen rakamlardır. Bu yüzden aritmetik bir nazar ile değil, edebi bir nazar ile bakmak gerekir.

Buradaki "üç yüz sene" tabiri, dünyanın ömrü açısından söylenmiş bir rakam değil, konunun gelişine ve akışına uyumlu alelade bir rakamdır. Makam, dünyanın ömrünün ne kadar olduğu olmadığı için, hata nazarı ile bakılamaz. Zira dünyanın ömrü hakkında başka yerlerde kati kanaatini ifade ediyor.

(1) bk. Münâzarat, Sualler ve cevapları.