"Kalbindeki adâvete adâvet et, onun ref’ine çalış. Hem en ziyade sana zarar veren nefs-i emmârene ve hevâ-i nefsine adâvet et." Nefis şuursuz bir duygu iken, neden düşman oluyoruz? Başkasının nefsindeki nefse adavet etmek caiz mi?


Hem اِنَّ النَّفْسَ َلاَمَّارَةٌ بِالسُّوۤءِ “Nefis daima kötü şeylere sevk eder.” (Yusuf, 12/53) meâlindeki âyet, hem de اَعْدٰى عَدُوِّكَ نَفْسُكَ الَّتِى بَيْنَ جَنْبَيْكَ “Senin en zararlı düşmanın, nefsindir.”(1) mânâsındaki hadis-i şerif açıkça gösteriyor ki, insanın en tehlikeli ve zararlı düşmanı, içindeki nefs-i emmaresidir.

Masum ve mahfuz olduğu halde Peygamber Efendimiz (asm) dahi Allah’a iltica ederek “Ya Rab, beni bir an dahi nefsimin eline bırakma” diye dua etmiştir.

Hz. Yusuf (as.) gibi ulu’l-azm bir peygamber bile, nefsinden şikâyet ederek şöyle buyurmuştur: “Doğrusu ben nefsimi temize çıkarmam. Rabbimin merhamet edip korudukları hariç, nefis daima fenalığı ister ve kötülüğü emreder.” (Yusuf Suresi, 53)

Kötülüğü emreden nefse düşmanlık etmek demek, başta dayatılan o kötülüğü yapmamaya azmetmek, sonra da o kötülüğün kendisinden nefret etmek ve şefkatle terbiye etmek için tedbir almaktır.

Mesela, nefis; "Filanca adamın parasını çal. O para ile her türlü gayr-i meşru işi yaparsın” dese. Nefsin bu süfli arzu isteklerinden dolayı nefret etmek ve ona buğzetmek imanın ve ahlakın bir gereği olmaz mı?

Nefsin terbiyesiyle alâkalı usullerin neler olduğu ayet, hadis ve İslam âlimlerinin beyanlarında vardır. Nefis kördür ileriyi görmez, süfli arzularının peşinde koşar ve insanı felakete götürür.

İnsanın nefse ve nefsin haram isteklerine düşmanlık etmesi, imanın, ahlâkın ve kulluğun bir icabıdır.

Başkasının nefsine adavet etmek, zamanla onun şahsına dönüşebilir. Zaten kendi nefsine adavet eden kişi, başkasına adavet etmez. Kendi kusurunu gören, başkasının kusuru ile uğraşmaz. Adavet etme hissini kendi nefsine çevir ki, mü’min kardeşlerine adavet etmeyesin, dersi veriliyor.

Ama günahlardan ve kötü hasletlerden nefret edilebilir. Yani günahkâra değil de günaha adavet edilebilir. İçkiye müptela olmuş bir yakınına veya komşuna değil, içkiye düşmanlık etmek, onlara da acıyıp, ıslahları için dua etmek gerekir.

(1) bk. Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1/143.