Latifelerimiz, aklın anlama derecesine göre mi hisse alırlar?


"Hem iman yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin hisseleri var. Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba, muhtelif bir surette inkısam edip tevzi olunuyor. İlimle gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis ve hâkezâ, letâif kendine göre birer hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa noksandır. İşte, Muhyiddin-i Arabî, Fahreddin Râzî'ye bu noktayı ihtar ediyor."(1)

Üstad'ın yukardaki ifadelerinden anlaşılan; akıl midesi, insanın manevî bedeninin beslenmesinde ve gelişip büyümesinde tıpkı maddî bedendeki mide gibidir. Mide olmazsa, beden de olmaz.

Aynı şekilde akıl olmazsa, diğer hisler de bir işe yaramaz. Manevî latife ve hislerin terakki ve tekemmülünde akıl ve ilim esastır. Aklın da aklı vahiydir. Yani akıl tek başına ulvi hakikatleri anlamakta yeterli değildir. Vahiy, akla; akıl da diğer his ve latifelere rehberdir.

Gıdalar midede hazmedilir ve vücudu besleyip büyütür. Aynı şekilde vahiy aklı, akıl da diğer latifeleri ve duyguları besler.

Peygamber Efendimiz (asm) bu hakikate şu hadis-i şerifle işaret etmektedir:

"İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar."(2)

İnsanın terakki ve tekemmülünde birinci elek, ilim eleğidir. Bu eleği geçmeden diğer eleklere geçmek mümkün değildir. Bu eleğin geçilmesi de yetmiyor. İhlas ve amel eleklerinin de geçilmesi ve muhafaza edilmesi gerekiyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, Dördüncü Mebhas.

(2) bk. Lem'alar, Yirminci Lem'a.