"Doğrudan doğruya hakaik-i imaniyeye hizmettir ki, İmam-ı Rabbani (ra) de ahir zamanında ona sülûk etmiştir..." İmam-ı Rabbani Hazretleri ahir zamanında tarikatı terk mi etmiştir?


İman hizmetleri her şeyin üstündedir, zira imanı sağlam olmayan birisinin, tarikat ve tasavvufta gitmesi mümkün değildir. Bu yüzden başta sağlam bir imanı elde etmek gerekir ki, en ehemmiyetli vazife de budur. Tasavvuf mesleği iman ve ibadet üzerine kurulmuştur. Bu yüzden, imanında ve ibadetinde eksiği olan birisi tasavvuf yolunda gidemez.

İmam-ı Rabbanî Hazretleri, bu manaya şöyle işaret ediyor:

"Hem demiş ki: 'Tarik-i Nakşide iki kanatla sülûk edilir. Yani, hakaik-i imaniyeye sağlam bir surette itikad etmek ve feraiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez.'"(1)

İmam-ı Rabbanî Hazretleri, ömrünün son dönemlerinde, mesaisini iman hizmeti üzerine teksif etmiştir. Yoksa kendisinin tasavvufu terk etmesi diye bir şey söz konusu değildir. İman hizmetine yönelmesinin sebebi de yukarıda ifade edilen sebeblerdir.

1) bk. Mektubat, Beşinci Mektup.