"Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir." Bu ifadeye göre, Hz. İsa kendini bilecek mi, tanıyacak mı?


"Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar."(1)

Burada  “Hattâ Hazret-i İsa Aleyhisselâmın nüzûlü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselâm olduğu,.." cümlesine kadar mana onun inişi ve onun İsa (as) olduğu manası hakimdir, virgülden sonra ise; başkaları için “nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.” ifadesi açık bir şekilde başkalarına işaret ediyor. Yoksa Hazreti İsa (as)’ın kendisini bilmemesi manasız ve hatalı olur.

Yani bu cümleden, Hazreti İsa (as)’in kendinin İsa (as) olduğunu bilmediği manası katiyetle çıkmaz. İmanın dikkati ve nuru ile başkaları bilebilecekken, Hazreti İsa (as)’in kendini bilememesi çok abes olur. 

Ama Süfyan ve Deccal için bu mana doğrudur. Yani bu şahıslar Deccal ve Süfyan olarak değil, dava ve ideoloji adamı olarak hareket edecekler.

(1) bk. Şualar, Beşinci Şua.