"Bazı veliyy-i kâmil olan padişahlar çok dairelerde, bazı eşhas suretinde icraatını yaptığı rivâyet edilir." örnekle izahı? Padişah, aynı zamanda yıllarca o ülkede kumandan olarak mı görünüyor? Veli hükümdarlar, hep kerametle mi ülkelerini idare etmişler?


Sâriye bin Zeynem, Hz. Ömer’in (r.a.) halifeliği sırasında İran tarafına sefere çıkan İslâm ordusunun komutanı idi. Hz. Ömer (r.a.) bir cuma günü minberde hutbe verirken, bir ara hutbesini keserek iki veya üç defa; “Ya Sâriye, el-Cebel” diye bağırdı.

Camidekiler, “Herhalde şaşırdı.” diye söylendiler. Daha sonra Abdurrahman bin Avf ona giderek “İnsanlar seni tenkid ediyorlar. Sen hutbe arasında; ‘Ya Sariye, el-Cebel’ diye bağırdın. Bunun anlamı nedir?” diye sordu.

Hz. Ömer (r.a.) ona: 

“Allah’a yemin ederim ki ben, kendime hakim değildim. Sariye’nin ordusunu bir dağın yanında savaşırken gördüm. Onları, önlerinden ve arkalarından düşman kuşatmıştı. Ben de elimde olmayarak ‘Ya Sariye el-Cebel’ diye bağırdım; tâ onlar sırtlarını dağa verip savaşsınlar.”

Bir süre sonra Sariye’nin habercisi Medine’ye geldi, şöyle diyordu; 

“Ey müminlerin emiri! Biz mağlup olmak üzereydik. Bu sırada; 'Ya Sariye, el-Cebel' diye bir nida işittik. Bunun üzerine arkamızı dağa verdik ve Allah düşmanlarımızı mağlup etti.”(1)

* * *

Evliyaların kerametleri sürekli ve daimi olmazlar. Ancak ihtiyaç zamanında veya ikram-ı İlahi hengamında olup biterler. Yoksa kerametler ilelebet devam edip gitmezler.

Kerametin sürekliliği, Allah’ın kainatta koymuş olduğu adetullah ve sünnetüllaha zıt bir durum olur. Peygamberlerin mazhar olduğu hissi mucizeler bile muvakkat ve ihtiyaç zamanına münhasırdır. Sürekli ve devamlı değildirler.

Üstad'ın örnek olarak verdiği ehl-i kalp olan padişahın harika halleri ve kerametleri de aynen diğer evliyalarınki gibi muvakkat ve geçicidirler.

Mesela, veli bir padişah ihtiyaç durumunda kumandanı suretinde ve şeklinde görünüp, bazı işleri kendisi bizzat görmüştür. Bu da tasarruftaki suhulete ve kolaylığa işaret eder. Yani bir veli padişah bizzat mülkünde böyle harika bir tasarrufa mazhar oluyor ise, ezel ve ebed sultanı olan Allah mülkünde nasıl tasarruf eder? İşte bu küçük örnek ile ilahi tasarrufu fehmimize yaklaştırmış oluyor.

(1) bk. Taberî, Tarihü’l-Ümem ve’l-Mülûk, 2:380; Ebû Nuaym, ed-Delâil, 3:210,211; Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve: 6:370; Süyûtî, Târihü’l-Hulefâ, s.128; İbni Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, 7:131.