"...ya idam-ı ebedî (âhirete inanmayanlara) veya daimî ve karanlık haps-i münferid (beka-i ruha inanan ve sefahette gidenlere) ve şekavet-i ebediye ilâmını alacaklarını yüzde doksan dokuz ihtimalle kat´î haber veren..." Bu konuyu izah eder misiniz?


"İşte bu temsil gibi, her vakit gördüğümüz ecel darağacının arkasında, mukadderat-ı nev-i beşer piyangosundan ehl-i iman ve tâat için -hüsn-ü hâtime şartıyla- ebedî ve tükenmez bir hazinenin bileti çıkacağını yüzde yüz ihtimalle; sefahet ve haram ve itikatsızlık ve fıskta devam edenler-tevbe etmemek şartıyla-ya idam-ı ebedî (âhirete inanmayanlara) veya daimî ve karanlık haps-i münferit (beka-i ruha inanan ve sefahette gidenlere) ve şekavet-i ebediye ilâmını alacaklarını yüzde doksan dokuz…"(1)

Kabir hayatı ile ondan sonraki süreçler farklı yaşam formları olduğu için, kabirde ebediyet ifadesi diğer yaşam formlarını içine almaz. Yani inandığı halde inandığı gibi yaşamayanlar, hayatlarını haram ve sefahatte harcadıkları için ceza olarak kabir hayatında ebedi olarak,  yani kabir hayat sürecinin tamamını ceza ile geçirebilirler demektir. Yoksa cehennemde ebedi kalmazlar. Zira kalbinde zerre kadar iman bulunanlar ebedi cehennem azabından kurtulacağı kati bir Ehl-i sünnet inancıdır.

Üstad Hazretlerinin “şekaveti ebedi” ifadesini, kabir hayatı ile kayıtlamak gerekiyor. Nitekim bazı ayet ve hadislerde  genel kaidelerle  çelişen ifadeler görüldüğü zaman genel kaidelere uygun bir şekilde tevil ve tabir edilir. Üstad Hazretlerinin bu tabirini de böyle değerlendirmek mümkündür.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua (Meyve Risalesi), İkinci Meselenin Hülasası.