Şans, uğur ve uğursuzluğun dinimizdeki, dolayısı ile Risalelerdeki karşılığı nasıldır? Risale-i Nur'da bunla ilgili bir açıklama var mıdır?


İnsanın kalp ve aklında ne hükmedip yerleşmiş ise, o hükme göre hadiseleri yorumlayıp algılaması insan fıtratının değişmez bir prensibidir. Mesela, pesimist (karamsar) bir filozof her şeyi karamsar olarak okur ve anlar, hayatı da ona göre şekillenir. Optimist (iyimser) bir filozof ise her şeyi iyimserlik penceresinden izler, hayatı da ona göre algılar. Kırmızı gözlük nasıl eşyayı kırmızı gösteriyor ise, siyah gözlükte eşyayı siyah gösterir.

Münkir, kainatı anlamsız, işe yaramaz ve tesadüfün oyuncağı olarak gördüğü için, her şey ona azaplı ve sıkıntılı olarak yansır. Mümin ise, her şeyin anlamlı, faydalı ve Allah’ın tedbir ve idaresinde olduğunu bildiği için, her şey ona sevimli ve huzurlu olarak yansır.

“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.”(1)

Bu ibareler uğursuz ve çirkin bakmanın muhalif manalarını ifade eder ki,  bu ibarelerin manayı muhalifinden uğursuz bakmanın ne denli çirkin olduğu çıkar. Yani "çirkin gören çirkin düşünür, çirkin düşünen de hayattan elem ve azap duyar" demektir.

Öyle ise hayata ve olaylara iman ve ibadet gözlüğü ile bakarsak, her şeyin sırrı ve hakikati çözülür. O olaylar arkasındaki güzellikler tezahür eder ve insan o güzellikler ile mutlu ve bahtiyar olur. Risale-i Nurlarda uğur bu şekilde ifade ediliyor, diyebiliriz. Uğursuzluk ise, küfür ve gafletli nazarın insana verdiği azap ve sıkıntı anlamındadır. 

Teşe’üme:  Herhangi bir şeyden uğursuzluk mânâsı çıkarmak, ziyan geleceğini vehmetmek, kötülük ulaşacağını zannetmek. Evhamı büyütüp her türlü kötülüklere zemin hazırlayacağını iddia ederek korku ve endişe meydana getirmek, manalarına geliyor. Böyle bir düşünce hem caiz değildir hem de hiçbir şeyin yaratılışında böyle bir uğursuzluk ve kötülük söz konusu olmaz. Allah (cc) hiçbir şeyin içine uğursuzluk koyarak yaratmamıştır.

Üstad Hazretleri tefeülün teşe’üm kısmını  tahkik mesleğine uygun görmüyor. Mesela, Kur’an’ın bir çok ayetinde ehli küfre ağır ikaz ve tabirler var. Birisi tefeül şeklinde sayfa açsa, bu ayetlerden birisi tevafuk etse, kişi ümitsizliğe kapılabilir. Bu sebeple Kur’an üzerinden tefeül etmek  tahkik mesleğine pek uygun değildir.

Rüyada da aynı mana hükmediyor. Rüyada görülen şeylerin hakiki tevil ve tabirini ancak asfiya mevkiindeki alimler yapabilir. İnsanların ekserisi bu tevil ve tabirden uzak oldukları için rüyayı kötüye yorup, ümitsizliğe düşebilirler. Bu sebeple rüya ile amel etmek, yani rüya ile düşüp kalkmak tahkik mesleğine uygun değildir.

Rüya yorumlanacaksa, hayra ve güzele yorumlanmalıdır, uğursuzluk manasına gelen su-i tevilde bulunulmamalıdır.

(1) bk. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri