Esir maddesi nedir; yedi kat semavatı da içine alıyor mu, sadece şehadet âlemine mi münhasırdır?


Esir: Bütün kâinatta bulunan ve her tarafı kaplamış olan latif madde. Elektrik, ışık ve hararetin yayılmasına vasıtalık eden madde. Görülmeyen ve varlığı birçok ilim adamınca kabul edilen latif, rakik, elâstikiyeti hâiz seyyal madde.

"Üçüncüsü: Madde-i esiriye, esir kalmakla beraber, sair maddeler gibi muhtelif teşekkülâta ve ayrı ayrı suretlerde bulunduğu tecrübeten sabittir. Evet, nasıl ki buhar, su, buz gibi havâî, mâyi, câmid üç nevi eşya aynı maddeden oluyor. Öyle de madde-i esiriyeden dahi yedi nevi tabakat olmasına hiçbir mâni-i aklî olmadığı gibi, hiçbir itiraza medar olmaz."...

"Beşincisi: ... Demek anlaşılıyor ki, bir madde-i vâhidde teşkilât düşse, tabakata ayrılıyor. Öyleyse, madde-i esiriyede kudret-i fâtıra teşkilâta başladığı için, elbette ayrı ayrı tabaka olarak  فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ sırrıyla yedi nevi semâvâtı ondan halk etmiştir."(1)

" 'İkisi de birbirine bitişikti, sonra ayrı ettik.' mânâsında olan  كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا ’nın ifadesine nazaran, manzume-i şemsiye ile arz, dest-i kudretin madde-i esîriyeden yoğurmuş olduğu bir hamur şeklinde imiş. Madde-i esîriye, mevcudata nazaran akıcı bir su gibi mevcudatın aralarına nüfuz etmiş bir maddedir.  وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاۤءِ âyeti, şu madde-i esîriyeye işarettir ki, Cenab-ı Hakkın arşı, su hükmünde olan şu esîr maddesi üzerinde imiş. Esîr maddesi yaratıldıktan sonra, Sâniin ilk icadlarının tecellîsine merkez olmuştur. Yani esîri halk ettikten sonra, cevâhir-i ferde kalb etmiştir. Sonra bir kısmını kesif kılmıştır ve bu kesif kısımdan, meskûn olmak üzere yedi küre yaratmıştır. Arz, bunlardandır."(2)

Üstad Hazretlerinin bu ifadelerinden, esir maddesinin yedi tabakayı da içine aldığını, hatta ilk yaratılan maddenin de esir olduğu anlaşılıyor. Arş, esir maddesinin üstüne bina olmuştur. Arş, bütün mahlûkatı ve âlemleri kuşatan bir tabir olmasından dolayı, elbette bütün semaların da esir maddesi ile kaplı olduğu aşikâr olarak anlaşılır.

Eskiden fizikçiler esir maddesini kabul etmiyorlardı. Şimdi büyük kısmı kabul ediyorlar.

Atomlar arasındaki boşluklar gibi, yıldızlar arasındaki boşluklar da esirle dolu. Yani, kâinatta boşluk diye bir şey yok. Esirde besatet var, yani terkip değil.

Aynı tarladan buğdayın da, arpanın da, çiçeğin de, ağacın da çıkması gibi, esir tarlasından yıldızlar da çıkıyor, atomlar da.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On İkinci Lem'a.
(2) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Bakara Sûresi.