On Altıncı Lem’a, Üçüncü meraklı sualdeki savaş hangi savaştır ve oradaki bid’aya taraftarlık ne manada kullanılmıştır?


Bu savaş İkinci Dünya Savaşı'dır. Türkiye bu savaşa girmemiştir. 1939 -1945 yılları arasındaki bu savaşta, İngiliz ve İtalya hükümetleri de baş aktörler içinde bulunuyorlardı. Ve her iki devlet, Türkiye’nin de bu savaşa dahil olmasını istiyorlar ve o zamanın hükümetine baskı kurmaya çalışıyorlardı.

O dönemde hükümet milli şef olan İsmet İnönü’dür ve Üstad ve talebelerine çok büyük zulüm ve baskılarda bulunmaktaydı. Halbuki hükümet savaşa girse, Üstad ve talebelerinin üstündeki baskı ve zulüm kısmen kalkacak ve iman hizmetine vesile olacaktır. Hatta savaş ortamında dinin hakikat ve sembolleri yeniden hayat bulup bid’alar da kısmen iptal olacaktır. Zira savaş ortamında maneviyat ve cesaret için din elzemdir. En azılı dinsizler bile savaşta dinin motivesine ihtiyaç duydukları için dinin lehinde olurlar. Bu yüzden savaşa girmek, dinin revaç bulmasına ve bid’aların ortadan kalkmasına sebep olacaktır.

Ama Üstad, Türkiye’nin savaşa girmesini istemiyor, girmemek için dua ediyordu. "Bu da dolaylı olarak bid’alara taraftar olmak anlamına gelmez mi?" diye Üsta'da soruyorlar. Üstad da cevaben şöyle diyor:

"Elcevap: Biz ferec ve ferah ve sürur ve fütuhat isteriz, fakat kâfirlerin kılıcıyla değil! Kâfirlerin kılıçları başlarını yesin; kılıçlarından gelen fayda bize lâzım değil. Zaten o mütemerrid ecnebîlerdir ki, münafıkları ehl-i imana musallat ettiler ve zındıkları yetiştirdiler.

"Hem harp belâsı ise, hizmet-i Kur'âniyemize mühim bir zarardır. Bizim en fedakâr ve en kıymettar kardeşlerimizin ekserisi kırk beşten aşağı olduğundan, harp vasıtasıyla vazife-i kudsiye-i Kur'âniyeyi bırakıp askere gitmeye mecbur olacaktılar. Benim param olsa, hüsn-ü rızamla, böyle kıymettar kardeşlerimin her birisini askerlikten kurtarmak için, bedel-i nakdiye bin lira kadar da olsa verirdim. Böyle yüzer kıymettar kardeşlerimizin hizmet-i Kur'âniye-i Nuriyeyi bırakıp maddî cihad topuzuna el atmakta, yüz bin lira kendi zararımızı hissediyordum. Hattâ Zekâi'nin bu iki sene askerliği, belki bin lira kadar mânevî faydasını kaybettirdi."(1)

(1) bk. Lem'alar, On Altıncı Lem'a.