Hz. İsa'nın, "Kadir" ismine mazhar olmasını nasıl anlamalıyız? "Kadir" isminin veya diğer esmaların insanda tam tezahürü konusu Risalelerde nasıl geçmektedir?


Öncelikle, Allah’ın Kadir ismine mazhar olmak, kudrete sahip olmak anlamında değildir. Her bir ismin galiben tecelli edip, diğer isimlerin ona tabi olduğu bir alan, bir saha vardır. Burada bir isim tecelli ederken, diğer isimler tecelli etmiyor, anlamında değildir. Bir isim orada hakim ve galip olarak tecelli eder, diğer isimler ise o ismin reisliğinde ve idaresinde tecelli eder demektir. Tıpkı bir orkestra şefinin, birçok enstrümanı çalan müzisyenleri tedbir ve idare etmesi gibidir.

Hazreti İsa (as)'da diğer isimler tecelli etmekle beraber, galip ve müdebbir isim Kadir ismidir.

Kadir ismine ayna olmak üç çeşittir:

Birisi; insanın nihayetsiz acizliği ile nihayetsiz kudreti idrak etmesi ve onun varlığına şahitlik etmesi, anlamındadır. Nasıl beyaz tebeşir, zıddı olan kara tahtada daha güzel ve parlak görünür ise; aynı şekilde insan, mahiyet olarak nihayetsiz acizliği olan kara bir tahta gibidir. Allah’ın sonsuz kudreti ise; beyaz bir tebeşir gibi insan mahiyetinde kendini gösteriyor.

İkincisi; insanın mahiyetine konulmuş olan cüzi kudret ile külli kudretin idrak edilmesidir. Yani Allah, farazi ve vehmi bir şekilde insana kıyas yapabilmesi için, cüzi bir kudretçik bahşetmiştir. Ta ki; bu cüzi kudretçiği ile külli kudrete intikal edip kıyas edebilsin diye. İnsan der; ben cüzi kudretçiğim ile şu taşı kaldırıyorum, Allah ise sonsuz ve külli kudreti ile bütün galaksileri ve yıldızları kaldırıp tedbir ediyor. Ben vehmi kudretimle şu evi yaptım, Allah hakiki kudreti ile kainatı yapmış vesaire.

Üçüncüsü ise; Kudret isminin bizzat insan mahiyetinde tecelli eden nakışları ve icraatlarıdır. İnsan mahiyet olarak küçük bir kainat olmasından dolayı, Allah’ın kudreti nasıl büyük kainatta galaksi ve yıldızları sapan taşı gibi çekip çeviriyor ise; küçük kainat olan insanın mahiyetinde hücre ve azaları, aynı şekilde çekip çeviriyor. Yani Kudret sıfatının her bir icraatı onun bir nakış şeklinde tecellisidir.

İnsanın elindeki cüzi kudret, mevhum ve farazi olduğu için, Allah’ın kudreti ile bir çelişki teşkil etmez. İnsan her halükârda muzdar ve acizdir. Sahiplik ise; cüzi ve hayalidir...