"Başta Âyet-ül Kübra meratib-i imaniye bahislerinde ve âhire yakın müceddid-i elf-i sâni İmam-ı Rabbanî beyanı ve hükmü..." Buradaki “başta” ve “ahire yakın” ifadeleri neye işaret ediyor?


“Başta Âyet-ül Kübra meratib-i imaniye bahislerinde ve âhire yakın müceddid-i elf-i sâni İmam-ı Rabbanî beyanı ve hükmü ki, 'Bütün tarikatlerin müntehası ve en büyük maksatları, hakaik-i imaniyenin inkişafıdır. Ve bir mesele-i imaniyenin kat’iyetle vuzuhu, bin kerametlerden ve keşfiyatlardan daha iyidir.' ve Âyetü’l-Kübrâ’nın en âhirdeki ve Lâhikadan alınan o mektubun parçası ve tamamının beyanatı cevap olduğu gibi...”(1)

Ayetü'l-Kübra Risalesi iman hakikatlerini izah, ispat ve inkişaf ettirme konusunda zirve bir örnektir. Buradaki "Başta" ifadesi de bu risalenin iman hakikatlerinin inkişafı konusunda en baş örnek olarak verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Evet, Ayetü'l-Kübra imanın ve İslam'ın hakikatlerinin izahı ve ispatı sadedinde en münteha ve nadide bir eseridir.

Dolayısıyla "Başta Âyet-ül Kübra meratib-i imaniye bahislerinde" ifadesinde, Ayetü'l-Kübranın baş taraflarından sonuna kadar hep iman ve tevhid konularını işlemesi hasebiyle Ayetü'l-Kübranın başını kastetmiş olma ihtimali yüksektir. Ayrıca Başta Ayetü'l-Kübra olmak üzere diğer iman ve itikat konularını işleyen risaleler de anlaşılabilir. 

“âhire yakın müceddid-i elf-i sâni İmam-ı Rabbanî beyanı ve hükmü” ise yine iki güzel manaya pencere açabilir. Şöyle ki;

Yedinci Şua olan Ayetü'l-Kübra risalesinin ahirinde "Birinci Makamın İkinci Babının Üçüncü Menzili"  kısmında İmam-ı Rabbaniyi işlemiş ve bu mübarek zatın iman ve itikat ile ilgili kanaatleri nakledilmiştir. Bu kısımda ayrıca imanın inkişafının ehemmiyeti güzelce izah edilmiştir.

Bu cümleden ayrıca ikinci mana olarak tarikat ve tasavvufun en büyük isimlerinden olan İmam-ı Rabbani Hazretleri ömrünün ahirinde, yani ömrünün son dönemlerinde meslek olarak tarikatı bırakıp Risale-i Nur gibi tahkiki imanın izahı ve ispatı üzerine yönelmiştir.

Bu hususu da şu enfes ifadesi ile özetlemiştir:

"Bütün tarîkatların müntehası ve en büyük maksadları, hakaik-i imaniyenin inkişafıdır. Ve bir mes'ele-i imaniyenin kat'iyyetle vuzuhu, bin kerametlerden ve keşfiyattan daha iyidir."(2)

Tarikatların ulaşacağı nihai nokta iman hakikatlerinin daha bir netleşmesi ve daha bir açılmasıdır. Risale-i Nur ise, bu zamanda tarikat berzahına girmeden doğrudan iman hakikatlerini inkişaf ettiriyor, İmam Rabbani Hazretlerinin ahire yakın dönemde yaptığı gibi.

"Doğrudan doğruya hakaik-i îmaniyeye hizmettir ki, İmâm-ı Rabbânî de (R.A.) âhir zamanında ona sülûk etmiştir..."(3) ifadesi de bu inceliğe işaret ediyor.

Dipnotlar:

(1) bk. Emirdağ Lahikası-I, 63. Mektup.
(2) bk. age.
(3) bk. Mektubat, Beşinci Mektup.