Mucizelerde, "akla kapı açılır, ihtiyar elden alınmaz" deniliyor. Kurdun konuşması, ağacın topraktan çıkıp yürümesi gibi haller ihtiyarı elden almaz mı?


Ay'ın ikiye bölünmesi gibi büyük mucizeler karşısında, müşriklerin -haşa- "Ebu Talibin yetiminin sihri göğe çıktı." demeleri gösterir ki; bu mucizeler insanı imana icbar etmiyor, yine insanın iradesi ile kabul etmesi gerekiyor. Hazret-i Musa (a.s)’ın Yahudilere gösterdiği mucizelerden sonra birçoğunun tekrar inkâra gitmeleri de meseleyi teyid ediyor.

İradeyi iptal edecek derecedeki mucize, iman rükünlerinin zahir bir şekilde görünmesi şeklindedir.

Mesela; cennet ve cehennem aşikâr bir şekilde gösterilse idi, o zaman müşrikler de imana gelirdi. Tıpkı Firavun'un sekeratta yani ölüm anında imana gelmesi gibi. Dikkat edilirse, Peygamber Efendimiz (asm) bu tarz bir mucize göstermemiştir. Gösterilen mucizeler ekseriyetle göz önünde ve hissî âlemdeki şeylerdir. Bu da insanın iradesini iptal edecek bir derecede olmuyor. Ama âdiyattan ve sıradan bir hadise de değildir. Zira iradeyi iptal etmezken, akla da bir kapı açıyor. İşte akla açılan bu kapıyı aralayıp iman vazifesini görecek, yine insanın irade sıfatıdır.

Kurdun konuşması ve ağacın yürümesi, neticede hiçbirisi iman edilen âlemlerin aşikâr görünmesi derecesine yetişmiyor. Hepsi bu âlemin ve bu kevniyatın içinde cereyan ediyor.