Ahir zamanda gelecek zatın, üç vazifesinden ikinci ve üçüncüsü icra edilirken, birinci vazife ihmal mi edilecek?


Birinci vazife olan iman hakikatlerinin ihya ve neşredilmesi, diğer iki vazifenin alt yapısı ve temelidir. Bir bina nasıl temel üstünde duruyor ise; diğer iki vazife de iman hizmetinin üstünde gelişip büyüyecek. Bu sebeple iman hizmetinin tükenip biteceği bir dönem ve süreç yoktur, her daim baki kalacaktır.

Nasıl ağacın kökü, gövdesi ve meyveleri var ise; İslam ağacının kökü imandır, gövdesi şeriattır, meyvesi ise ittihad-ı İslam ve hilafettir. Ağacın köksüz olması nasıl imkansız ise, şeriat ve İslam birliğinin de iman hakikatlerinden bağımsız olması o derece imkansızdır. 

Birinci vazifeyi; Risale-i Nurlar hakkı ile yapıyor, bu sebeple Risale-i Nurlar kıyamete kadar devam edecektir.

Risale-i Nurlar, hayat ve şeriat vazifeleri döneminde de hizmetini aynı ile devam ettirecektir. Zaten hayat ve şeriat; Risale-i Nur hizmetlerinin bir neticesi, bir meyvesi hükmündedir.

İmansızlığın ve inkarcılığın zirve yaptığı Üstad'ın döneminde, Üstad ve talebeleri imanın muhkem bir kalesi olup, imanın yeniden filizlenmesine temellik ve öncülük etmişlerdir. "Sebep olan işleyen gibidir.", prensibince, bundan sonra yapılan her hizmet o zatların sevap hanesine yazılacak. Hayat ve şeriat, onların meşakkat ve sıkıntılarının üstünde gelişip büyüyecektir inşallah.