Üstad Hazretleri, İzmir ve Erzincan depremleri için farklı tefsirler yapmaktadır. Bir depremin nerede imtihan sırrı, nerede ilahî ikaz olduğunun tespitinde ölçü ne olabilir?


Evvelâ, deprem gibi umumî musibetlerin kader noktasından çok sebepleri vardır. Bu yüzden onu sadece  bir sebebe istinat etmek ve öylece izah etmek yanlış olur. Üstad Hazretleri afetlerin gelmesinin bir sebebinin de insanların irtikâp ettikleri günahlar olduğunu beyan ediyor.

Deprem, sel, yangın ve kuraklık gibi afetler, daha ziyade insanların umumî günahlarına hem bir ceza, hem de terbiye hükmündedir. Bu gibi hâdiseler Allah’ın sonsuz şefkatine zâhiren uygun düşmüyor gibi görünse de depremde ehl-i imanın zâyi olan mallarının sadaka yerine geçmesi, gaflet ve dalalette olanlara bir ikaz olması gibi nice rahmet cihetleri de vardır.

Büyük suçlar büyük mahkemelerde, küçük suçlar ise küçük mahkemelerde görülür. Kâfir ve zalimlerin suçları çok azim olduğu için mahkeme-i kübraya bırakılıyor. Cenâb-ı Hak, günahlarına keffaret olması ve âhirete bırakılmaması için, müminlere bu dünyada bela ve musibetler veriyor, onları çeşitli eza ve cefalara maruz bırakıyor.

“… Bîçare Erzincan gibi yerlerde daha ziyade sarsmasının iki vechi var:

"Biri: Hataları az olmak cihetiyle temizlemek için ta'cil edildi.

"İkincisi: O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatlı iman muhafızları ve İslâmiyet hâmileri az veya tam mağlub olmak fırsatıyla, ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri cihetiyle en evvel oraları tokatladı, ihtimali var. لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلاَّ اللّهُ "  

"Sadaka belayı def eder ve ömrü uzatır."(2) hadis-i şerifi, sadakanın her çeşidi için geçerlidir. Bir hastayı tedavi edip onu sıhhate kavuşturmak sadaka olduğu gibi, dilencilik etmeye mecbur kalan bir fakire el atıp onu yedirmek ve giydirmek de bir sadakadır.

Beden ruhun hizmetinde, mal da bedenin hizmetindedir. Ruhun hizmetçilerine yapılan bu gibi yardımlar sadaka olursa, elbette bizzat ruha yapılan yardımlar en büyük bir sadaka olur. Bir cahile ilim tahsil ettirmek, bir ahlâksızı kötü yoldan döndürmek, bir kederlinin kalbini ferahlandırmak ruha yapılan yardımlardır ve birincilerden daha ileri seviyede bir sadakadır.

Ruha yapılan yardımların en büyüğü, insanı ebedî cehenneme götürecek hastalıkları tedavi etmek ve ona ebedî saadeti kazandıracak hizmetler vermektir. İşte temel maksadı iman kurtarmak olan Risale-i Nurların bir beldede intişarı ve okunması, insanların imanlarını takviye ettiği gibi, onları her türlü çirkin işlerden muhafaza eder, dünyevî ve uhrevî saadetlerine vesile olur.

Bu hizmetin zaafa uğradığı beldelerde, âhir zaman fitnesi bütün şubeleriyle insanlık âlemini sarar. Üstad'ın bu dersinden anladığımıza göre, Erzincan gibi yerlere böyle musibetlerin gelmesi, hem ehl-i imanı ikaz ederek iman hizmetine daha ciddi çalışmaya teşvik, hem de karşı cereyanlara bir tokat ve onları tahribattan men etme mânası taşıyor.

Dipnotlar:

1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz'ün Zeyli.

2) bk. Heysemi, Mecmaü’z-Zevaid, III, 63.