Neden bir Nur talebesi yaptığı hizmetten dolayı bir mükafat veya bir beklentisi olamaz veya isteyemez?


Allah için yapılan hizmetlerde ve ibadetlerde, başka beklenti ve mükafat mülahazalarına kapılmak, yani Allah’ın rızasından başka maksatları düşünmek ve onları hedef ittihaz etmek; ihlas ve samimiyeti bitirir. Bu duygu ve düşüncelerle yapılan hizmet ve ibadetin, Allah katında bir kıymet ve değeri olmaz.

Bir hizmetin veya ibadetin, Allah katında makbul olması; ancak katıksız ve ivazsız bir şekilde, sırf Allah için olması ile mümkündür. Bu sebeple Nur talebeleri hizmet ve amellerinde, sadece ve sadece Allah’ın rızasını düşünür ve amellerini onun üstüne bina ederler. Başka maksat ve gayeleri takip etmezler.

İhlas ve samimiyetin mertebe ve dereceleri çoktur. Herkes imanının gücü nispetinde, ihlas ve samimiyetini ifa edebilir. İman-ı tahkiki dersini almış bir Nur talebesi, ne cennet sevdasını ne de cehennem korkusunu, hizmet ve ameline hedef tayin etmez, tek hedefi ve gayesi Allah’ın rızasıdır.