Altıncı Reşha'yı izah eder misiniz?


"İşte, o zat, bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi, bir rahmet-i bînihâyenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı Rububiyetin mehâsininin dellâlı, seyircisi ve künûz-u esmâ-i İlâhiyenin keşşâfı, göstericisi olduğundan, böyle baksan -yani ubudiyeti cihetiyle- onu bir misal-i muhabbet, bir timsal-i rahmet, bir şeref-i insaniyet, en nuranî bir semere-i şecere-i hilkat göreceksin. Şöyle baksan -yani risaleti cihetiyle- bir burhan-ı hak, bir sirac-ı hakikat, bir şems-i hidayet, bir vesile-i saadet görürsün."

"İşte, bak: Nasıl berk-i hâtıf gibi, onun nuru şarktan garbı tuttu. Ve nısf-ı arz ve hums-u beşer, onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti. Bizim nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki, böyle bir zâtın bütün dâvâlarının esası olan Lâ ilâhe illâllah'ı, bütün meratibiyle beraber kabul etmesin?"(1)

Evet Peygamber Efendimiz (asm) kabrin arkasında insan aklının göremediği saadeti ebediyeyi müjdeliyor. Rahmeti sonsuz olan Allah’ı doğru ve hak bir şekilde bize keşfedip ilan ediyor. İnsanlar bunları soyut aklı ile yapamıyorlar. Kainat da mükemmel bir şekilde her şeyi kuşatan bir terbiye ve idarenin hem dellalı ve seyircisi olup hem de bu saltanata dikkat çekiyor ve haykırıyor.

Ayrıca Allah’ı sadece varlığı ve birliği ile değil, isim ve sıfatları ile keşfedip gizli hazineler hükmünde olan isimlerini hem görüyor hem gösteriyor. Peygamber Efendimiz (asm)'in bütün bu manevi ve kulluğa temas eden hususiyetleri onun Allah elçisi olduğuna bir kanıttır. Zira bütün bu hususiyetler soyut akıl ve fikir yürütme ile yapılacak şeyler değildirler. Bunlar Allah’ın kati ve sarsılmaz birer haberidirler ve Allah bu haberleri bize Resulü (asm) vasıtası ile gönderiyor.

Peygamber Efendimiz (asm)'e bu gözle baktığımız zaman onun hakkın bir delili, hakikatin bir lambası, hidayetin güneşi ve saadetin en kuvvetli ve sarsılmaz bir vesilesi olduğunu anlarız ve görürüz. Evet onun getirdiği hidayet ışığı doğu ve batıyı bir anda aydınlatan bir şimşek gibidir. Siyaseten dünyanın yarısı, kemiyet noktasından insanlığın beşte birisinin onun terbiye ve ışığı altına girmesi, onun hakkaniyetine kati bir delil ve ispattır.   

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz, Altıncı Reşha.