Nasıl dua etmeliyiz, bu konuda Risalelerde öneriler var mı?


Duanın nasıl yapılacağı konusunda Üstat hazretlerinin Yirmi Üçüncü Mektup’taki şu çok öz ve önemli tavsiyelerini öncelikle hatırlayalım. 

"BİRİNCİ SUALİNİZ: Mü'minin mü'mine en iyi duası nasıl olmalıdır?"

"Elcevap: Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünkü bazı şerâit dahilinde dua makbul olur. Şerâit-i kabulün içtimaı nisbetinde makbuliyeti ziyadeleşir."

"Ezcümle, dua edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur."

"Hem بِظَهْرِ الْغَيْبِ yani gıyaben ona dua etmek,
Hem hadiste ve Kur'ân'da gelen me'sur dualarla dua etmek; meselâ
,

اَللّٰهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ لِى وَلَهُ فِى الدِّينِ وَالدُّنْيَا وَاْلاٰخِرَةِ

رَبَّنَاۤ اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

gibi câmi dualarla dua etmek
Hem hulûs ve huşû ve huzur-u kalble dua etmek,
Hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra,
Hem mevâki-i mübarekede, hususan mescidlerde,
Hem Cumada, hususan saat-i icabede,
Hem şuhur-u selâsede, hususan leyâli-i meşhurede,
Hem Ramazan'da, hususan Leyle-i Kadirde dua etmek, kabule karin olması rahmet-i İlâhiyeden kaviyen me'muldür."

"O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür; veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek, aynı maksat yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez, belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir."

İnsan arzu ve isteklerini, dert ve sıkıntılarını mahviyet ve zillet içinde Rabbine arz etmelidir. Nitekim bir âyet-i kerîmede mealen şöyle buyrulur: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (A’raf Suresi, 7/55)

Demek ki, dua edileceği zaman Cenab-ı Hakk’ın rahmeti, lütfu ve inâyeti sessiz bir şekilde, haddi aşmadan, huşu ile ve içten  bir yakarış ile istenmelidir.  Allah, her kulun kalbinden geçeni bilir.

İnsan, hakkında neyin hayırlı, neyin şer olacağını bilmediğinden,  fani zevklerin peşine düşer ve onları talep eder. Bir dirhem hazır lezzeti, ebedî hayattaki batmanlarca lezzete tercih eder.  Bu bakımdan, insan Allah’tan, O’nun rızasını kazanmayı, cehennem azabından kurtulup ebedî saadete mazhar olmayı istemelidir.

Dua bir ubudiyet olduğu için, insan sadece sıkıntıya düştüğünde veya bazı musibetlere maruz kaldığında değil, her an Cenab-ı Hakk’a yalvarıp, O’na sığınmalıdır.

İnsanların birbiri hakkında gıyaben dua etmeleri de çok ehemmiyetlidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav.): “Sizler birbirinize günahsız ağızla dua ediniz.” buyurunca, sahabeden bazıları: “Ya Resulallah hiç günahsız ağız olur mu?” diye sordular. Bunun üzerine Allah Resulü(sav): “Her mü’minin ağzı, diğer mü’min hakkında günahsızdır.” diye buyurdular.