"Bazen kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir, güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bazen küçük yıldızlar içine girip bir kumandan suretini gösteriyorlar." Burayı nasıl anlamalı; "Sarıklı Genç" ile alakası var mı?


"Evet, şu seyyareler, kumandanları olan Güneş'in dairesinden çıkıyorlar, sabit yıldızlar dairesine girerek semada yeni yeni nakışları ve sanatları gösteriyorlar. Bazen kendileri gibi parlak bir yıldıza omuz omuza verir, güzel bir vaziyet gösteriyorlar. Bazen küçük yıldızlar içine girip bir kumandan suretini gösteriyorlar. Hususuyla bu mevsimde, akşamdan sonra, ufukta Zühre yıldızı ve fecirden evvel diğer parlak bir arkadaşı, gayet şirin ve güzel bir vaziyet gösteriyorlar."

"Sonra, vazife-i teftişiyelerini ve nakş-ı sanatta mekiklik hizmetini ifadan sonra yine dönüp, sultanları olan Güneş'in şaşaalı dairesine girip gizleniyorlar. Şimdi, şu hunnes, künnes tabir edilen seyyarelerle şu zeminimizi kâinat fezasında birer gemi, birer tayyare suretinde kemal-i intizamla döndüren ve seyr ü seyahat ettiren Zat'ın haşmet-i rububiyetini ve şaşaa-i saltanat-ı ulûhiyetini güneş gibi parlaklığıyla gösteriyorlar."(1)

Gökyüzündeki sayısız yıldızların mükemmel ve muazzam bir intizam ve ahenk üzerine hareket ettikleri, her hareketlerinde nice hikmetlerin olduğu, onlardaki harika sanatın ve mükemmel nakşın ustasına ve sanatkârına işaret ettiği izah ediliyor. Gezegenlerin ve yıldızların Güneş etrafında dönmeleri, bazen de onun mihverinden çıkar gibi yapıp farklı vaziyetlere girmeleri, hep hikmet ve ahenk üzeredir. Büyük bir haşmet ve azamet sahnesidir.   

Üstad Hazretleri sema âlemindeki bu tefekkürünü bizlere ifade ediyor ve  فَلاَاُقْسِمُبِالْخُنَّسِ -اَلْجَوَارِالْكُنَّسِ  ayetinin bir nevi tefsirini yapıyor. Bu bahiste sarıklı genç meselesine ne bir atıf ne de bir karine görünmüyor. İlm-i belağatta mananın sahih olması ve kabul edilebilmesi; ancak atıf ve karine ile mümkündür. Yoksa her akla gelen manayı metne vermek, oradan çıkarmaya çalışmak doğru olmaz, zorlama bir anlayış olur.

1) bk. Mektubat, Üçüncü Mektup.