Risale-i Nur'da insanlara Allah'ın kendilerini her an gördüğünü ve her şeyden çok daha yakın olduğunu nasıl ikna ve ispat edebiliriz? Ayrıca faizin hiçbir faydası olmadığını nasıl ikna ve ispat edebiliriz?


Risale-i Nurların bütün parçaları tahkiki iman dersi verdiği için, huzuru yani Allah’ın her an sıfatları ile yanımızda hazır ve nazır olduğunu gösterip ispat ediyor. Özellikle tevhide dair Yirmi İkinci SözYedinci Şua,  Tabiat Risalesi,  Otuz İkinci Söz  ve  Otuz  Üçüncü Söz gibi risaleler, sağlam ve tahkiki imanı verdiği için, Allah’ın her bir mevcut yanında isim ve sıfatları ile her daim hazır ve nazır olduğunu kati bir surette ispat eder.

Bir eşyanın üstündeki nakış ve sanat, iman ve tefekkür nazarı ile okunur ise, bu okumak direkt o nakış ve sanatın Nakkaşına ve Sanatkarına intikal ettirir. Yani her bir mevcut üstünde, Allah’a açılan pencereler vardır, bizim yapmamız gereken sadece o pencerelerden iman gözü ile seyretmektir.

Mesela, bir elmanın güzel şekli Allah’ın Musavvir ismine, estetik ve güzel kabuğu Müzeyyin ismine, vücuda gıda ve kuvvet olması Rezzak ismine, tatlı ve cezp edici olması Kerem ve Rahim isimlerine intikal edip uzanır.

Biz bu manaları elma üstünde ve diğer sanatlar üstünde okuyabilirsek, her an Allah’ın eşya ve mahlukat ile alakadar ve yaratmakta olduğunu anlarız. Özellikle de kendi vücut ve nefsimizdeki tecellileri iman nazarı ile okuyabilirsek, her an Allah’ın terbiye tedbirinin üstümüzde olduğunu müşahede ederiz.

"Ribâ İslâma zarar-ı mutlaktır."

"Ribâ atâlet verir, şevk-i sa’yi söndürür. Ribânın kapıları, hem de onun kapları olan bu bankaların her dem nef’i ise, beşerin en fena kısmınadır. Onlar da gâvurlardır. Gâvurlardaki nef’i en fena kısmınadır; onlar da zalimler. Her dem zalimlerdeki nef’i en fena kısmınadır. Onlar da sefihlerdir."(1)

Faiz insanları tembelliğe sevk eden iktisadi bir kanserdir. İnsanların üretme ve çalışma azmini bitirir, kolay ve haksız kazanca teşvik eder. Faizin hükmettiği bir yerde üretim ve alın teri zayıflar, sönmeye yüz tutar. Bugün modern ülkelerde faiz oranlarının düşük tutulması bundandır. Ama maalesef geri kalmış İslam ülkelerinde faiz oranları ve bankalar çok yüksektir. Demek kurtuluş İslam’ın emirlerine sarılmak, yasaklarından kaçınmaktadır.  

Üstelik faizin fayda ve menfaati insanlığın yüzde birlik kısmınadır ki, bu kısım da genellikle insanlığın en adi ve şerli tabakasıdır. Bu tabakada gavurlardır diyor Üstad Hazretleri. Mesela; faizciliği geçim kapısı haline getirenler, ekseri Yahudilerdir. Yani faize bulaşıldığı zaman, Yahudileri direkt ya da dolaylı olarak kalkındırmış oluyoruz bir cihetle.

"Âlem-i İslâma bir zarar-ı mutlaktır. Mutlak beşer her dem refahı nazar-ı şer’îde yoktur. Zira harbî bir gâvur hürmetsiz, ismetsizdir, demi hederdir. Her de...m."(2)

Bu gavurlar içinde faizden nemalananlar da en fena ve zalim kesimdir ki, bunlar İslam düşmanı olup, İslam ve insanlığa savaş açmışlardır. Her daim savaş, kan ve göz yaşı dökenler, bu alçak tabakadır ki, bunların en mühim sermayesi; faizcilik ve haram yollardır.

İslâm dini insanlığın geneline faydası olan sistemi kabul eder, zararı olanı ise reddeder. Halbuki şu faiz illeti, insanlığın yüzde birine menfaat temin ederken, yüzde doksan dokuza kan kusturuyor. Bugün dünya çapında finans sektörü faiz sistemi üzerine değil de, üretim sistemi üzerine kurulmuş olsa idi, insanlığın ekserisi menfaat görecekti. Afrika ve fakir bölgelerde yaşayan insanlar bugünkü duruma düşmezdi.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Lemeât

(2) bk. age.

Ayrıca faizle ilgili olarak tıklayınız:

Mektubat, Yirmi İkinci Mektup İkinci Mebhas.