Ders yapmada; "kabiliyeti olmayan ders yapmamalı", diyorsunuz. Merak ettiğim şu, ondan başka kimse yoksa ders yapılmamasından o mesul mü?


Liyakat ve salahiyeti üstünde bulunduran kimselerin, vazifeden kaçınması caiz olmaz. Bir de bu iman hakikatlerinin neşri vazifesi ise, bu, daha da bir önem ve mesuliyet kazanır. Bu sebeple her kabiliyet sahibi, kabiliyeti doğrultusunda vazifesini ifa etmekle mükelleftir.

Kabiliyet kavramı bu noktada izafi yani göreceli bir kavramdır. Zira her insanda az veya çok okuma ve anlatma kabiliyeti vardır. Burada mevzubahis olan konu; daha iyi yapacak arkadaş varken, onun altındakinin öne geçmemesidir. Yoksa, kimse yoksa mecburen liyakat esasına göre bir başkası o vazifeyi uhdesine alır. Yani kabiliyetlerin keskin bir sınırı yoktur, şu sınırın altındakiler yapamaz, üstündekiler yapabilir, diye bir hüküm koymak mümkün değildir.

Nasıl askerde komutan yoksa, emir-komuta onun bir alt rütbesine geçer, aynı şekilde bir beldede liyakatli bir ağabey yoksa, onun yerine daha az liyakatli bir ağabey o vazifeyi ifa eder. Yani vazife boş ve muattal kalmamalıdır. Şayet herkes kenara çekilirse o zaman herkes mesul olur.