"İşte o merhûme, kırk gün Barla’nın hazinane bağlarına rikkatli ihtiyarlık gözüyle bakmasına bedel; kabrinde, Cennet bağlarını kırk bin günlerde seyredeceğini kazandı..." Buradaki, "kırk bin günlerde" ifadesini nasıl anlamalıyız?


"İşte o merhume, kırk gün Barla'nın hazînâne bağlarına rikkatli ihtiyarlık gözüyle bakmasına bedel, kabrinde, Cennet bağlarını kırk bin günlerde seyredeceğini kazandı. Çünkü imanı kuvvetli, salâhati şiddetli idi."

"Evet, bir mü'min, gözüne perde çekilse ve gözü kapalı kabre girse, derecesine göre, ehl-i kuburdan çok ziyade o âlem-i nuru temâşâ edebilir. Bu dünyada nasıl çok şeyleri biz görüyoruz, kör olan mü'minler görmüyorlar. Kabirde o körler, imanla gitmişse, o derece ehl-i kuburdan ziyade görür. En uzak gösteren dürbünlerle bakar nev'inde, kabrinde, derecesine göre, Cennet bağlarını sinema gibi görüp temâşâ ederler."(1)

Buradaki "kırk bin gün" ifadesi, dünya ile ahiret arasında bir mukayese yapmak içindir. Yani "Dünya da kırk gün körlük hastalığına mukabil, ahiret hayatında kırk bin günlük mükafat verilecek." denilmek sureti ile körlüğün ahiretteki kazancının çok büyük olacağına işaret ediliyor. Yani buradaki "kırk bin gün" ifadesi, nimetin çokluğuna ve oradaki görmenin keskinliğine kinayedir.

(1) bk. Lem'alar,  Yirmi Beşinci Lem'a, On Dördüncü Deva.