Block title
Block content

"Nübüvvet, sıfat-ı rububiyete nâzır ve mazhar olduğundan, umumî bir câmiiyete mâliktir." cümlesinin izahı nasıldır? Nübüvvetin sıfat-ı rububiyete mazhar olması ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Rububiyet, Cenab-ı Hakk'ın her zaman her yerde her mahluka, muhtaç olduğu şeyleri vermesi, zararlardan koruması, terbiye ve tedbir etmesi şeklinde ifade edilebilir. Terbiye ve tedbirin en önemli unsurları ise şefkat, hikmet ve adalettir. Terbiye ve idare bu üç ismin üstünde duran veya bu üç temel üstünde yükselen bir icraat ve fiildir.

Biz rububiyeti genelde, bir insanın beslenmesi, büyütülmesi şeklinde anlarız. Lakin bu besleyip büyütme işleminde Allah’ın diğer isimleri de rol oynar. Mesela, bir bedenin gelişmesinde ve büyümesinde azalar hikmet ve adilane tertip edilmez ise, bu gelişme ve büyüme şefkatli ve adil olamaz. Burnun iki metre uzunlukta değil de, yüzün genel görünümüne uygun bir boyutta olması Allah’ın adalet ve hikmetinin bir esasıdır. İnsan kulağının filin kulağı gibi olması, diğer azalara bir haksızlık ve ölçüsüzlük, dişlerin fil dişi gibi olması hem  hikmete uygun düşmeyen bir hal olurdu ve hakeza…

Nübüvvetin en büyük gayesi, Allah’ı isim ve sıfatları ile tanımak ve insanlığa tanıtmaktır. Hal böyle olunca, Allah’ın isim ve sıfatlarını en güzel anlayıp onlara nazar eden Peygamber Efendimiz (asm) ve onun temsil ettiği nübüvvet kurumudur.

Peygamberler Allah’ın isim ve sıfatlarına sadece nazar edip tefekkür etmiyorlar, o isim ve sıfatları  üzerlerinde izhar da ediyorlar. Yani o isim ve sıfatların hüküm ve gereğini kendi hayatlarında da tatbik ediyorlar ki, buna mazhariyet denir. Mesela Allah’ın Adl isminin kainattaki tecellilerine güzelce nazar ettikten sonra, bu ismin gereğini, yani adil olmayı da ihmal etmiyorlar.

Özetle,  bu ifade, rububiyeti okumak ve onun gereğini hayatımızda izhar etmek anlamına geliyor.

"Nübüvvet, sıfât-ı rububiyete nâzır ve mazhar olduğundan, umumî bir câmiiyete mâliktir. Velâyet ise, hususî ve cüz'îdir. Aralarındaki nispet Rabbü'l-Âlemîn ile Rabbî arasındaki nispet gibidir ki, birisinde izafe umumîdir, ötekisinde hususidir. Veya arzdan Arşa olan miracla secdedeki miraç arasında veya Arşla kalb arasındaki nispet gibidir."(1)

Peygamberlik kurumu bütün insanlık ile Allah arasında bağlayıcı ve umumi bir köprüdür. Peygamberler Allah katında bütün insanlığın, insanlık içinde de Allah’ın temsilcisidirler. Bu cihetle bakılırsa peygamberler tüzel kişilikler olup  kamuyu bağlayıcıdırlar. Yani "alemlerin Rabbi" ifadesinde ki çoğul kipine muhataptırlar. Bir veli gibi şahsi ve hususi olarak "Rabbî" hitabına muhatap değildirler.

"Sıfat-ı rububiyet" ifadesi Allah’ın tedbir ve terbiyesinin bütün mahlukatı kuşatıp, bütün mahlukatın üzerinde tecelli eden rububiyete işaret ediyor. Rububiyetin bu bütünlüğüne muhatap olup bütün yönlerini idrak edip insanlığa izhar edecek en külli ve kapsamlı fıtrat nebilerde bulunuyor. Peygamberler Allah’ın isim ve sıfatlarına hususi mazhar değil umumi mazhar oluyorlar.  

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katre.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...