Block title
Block content

"Nübüvvetin hayat-ı içtimaiyedeki düsturî neticelerinden ve şems ve kamerden tut, tâ nebâtât hayvânâtın imdadına ve hayvânât insanın imdadına, hattâ zerrât-ı taamiye hüceyrât-ı bedenin imdadına ve muavenetine koşturulan düstur-u teâvün,.." İzah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Nübüvvet kurumu, toplumsal hayatta yardımlaşma prensibini esas alır. Bu yardımlaşma prensibi ise, bütün kainatta işleyen ve geçerli olan bir prensiptir.

Bu yardımlaşma ve dayanışma prensibi, kainatın en büyük dairesi olan galaksiler arasında var olduğu gibi, kainatın en küçük dairesi olan insanın kanındaki hücreler arasında bile mevcuttur.

Alyuvarların bedenin bütün aza ve organlarına besin ve oksijen taşıması ve hayatın bu sayede devam etmesi, bu yardımlaşma prensibinin ne denli geniş ve nüfuzlu olduğunu gösteriyor.

Yine güneşin yer yüzündeki canlılara ısı ve ışık vermesi, ayın ise takvimcilik görevi görmesi, unsurlar ve eşyalar arasında dayanışma ve yardımlaşmanın ne kadar esaslı ve kuşatıcı olduğunu gösteriyor.

Yani İslam'daki yardımlaşma ve dayanışma prensibinin kökleri kainata dayanıyor ve gücünü oralardan alıyor.

Kainatın her köşesinde her tarafında işlemekte olan yardımlaşma prensibinin arkasındaki ruh ve emir, Allah’ın kerem ve ikram namusu, yani prensibidir. Yani Allah’ın Kerem ve Muhsin isimleri bütün kainatı yardımlaşma ağı ile donatmışken, insanın bu ağı takmaması, mesela zenginse fakire zekatla yardım elini uzatmaması, bütün kainata bir ihanet olmuş oluyor.

Koca güneş ısı ve ışığı ile küçücük karıncanın imdadına ve yardımına koşacak, ama insan bir garibin bir fakirin yardımına koşmayacak?!. Bu nübüvvet ahlakı ile bağdaşmadığı gibi, kainat nehrinin de tersine kulaç atmak anlamına gelir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...