Block title
Block content

Nur talebesi, akrebiyet-i İlahiyeye mazhardır deniliyor. Sitede ise akrebiyet-i İlahinin vehbi olduğunu okudum. Bu haslet sadece Nur talebeleri için mi geçerli?..

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Vehbi olan Risale-i Nurlardır, yoksa Nur talebelerinin şahısları değil. Yani Risale-i Nur mesleği akrabiyet mesleğidir. Nur talebesi de bu mesleğin vesilesi ile o makama erişiyor. Tasavvuf nasıl bir meslek olup milyonlarca evliya ve asfiyayı netice verdi ise, bu zamanda da inşallah Risale-i Nur mesleği daha ehven ve daha kısa bir şekilde aynı neticeyi veriyor ve verecektir.

Günümüz şartlarında eski zamanda uygulanan tasavvuf metotlarını uygulamak imkansız hale gelmiştir. Mesela bir devlet memurunun tasavvufa girip uzun ve meşakkatli riyazet ve çile ile iman hakikatlerine ulaşması pek mümkün görünmüyor. Bu zamanın ilcaat ve şartları tasavvufun değil vasıtalarının kullanılmasını çok güç hale getirmiştir. Üstad Hazretlerinin işaret ettiği ve daha kısa bir yol buldum dediği nokta bu vasıtalar cihetidir. Bu zamanın şartlarının ve gereklerinin başkalaşması ve zor bir şekle bürünmesinden dolayı, elbette Allah’ın bu zamanın şartlarına ve gereklerine uygun vasıtaları ve kolay metotları ihsan ve ikram etmesi şanındandır.

Diğer bir husus bu zamanda İslam ilimlerini hakkı ile talim ve terbiye edecek kurum ve kuruluşlar olmadığı için, şahsi çabalar ile geçmiş ilimleri hazmederek talim etmek çok zor bir hale gelmiştir. Yani bu zamanda şahsi çabalar ile Sadı Taftazine'ye ulaşmak muhaldir.

Öyle ise bu zamanın evladına Allah’ın hususi bir şefkat ve tecellisi gerekir. Bundan dolayı bu zamanda  iman ve akaid noktasında zamanın mühim bir alimi olmanın yolu vardır; bu yol Risale-i Nurlar ile meşgul olmaktır. Üstad Hazretleri bu manaya şu ifadeler ile işaret ediyor:

"Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir..."(1)

Yani sadece velayet noktasında değil ilim noktasında da Allah bu zaman insanına şartların zorluğuna binaen bir kısa ve kolay yol ihsan etmiş. Bu zamanda Risale-i Nur'a hakiki talebe olan birisi Abdulkadir Geylani Hazretlerine de hakiki bir mürit olmuş olur kanaatindeyiz.

Üstad Hazretlerinin şu tespiti meseleyi tam manası ile izah etmektedir:

"İ'lem eyyühe'l-aziz! Tevfik-i İlâhî refiki olan adam, tarikat berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir. Evet, Kur'ân'dan, hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi okumaksızın isâl edici bir yol buldum. Serîüsseyir olan bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîki ihsan etmek rahmet-i hâkimenin şânındandır."(2)

Vehbi ilimleri ve makamları sadece Risale-i Nur'a münhasır kılmak doğru olmaz. Risale-i Nur mesleğinin dışında da bu makama ulaşanlar elbette vardır. Lakin bu umumi bir yol ve cadde şeklinde olamıyor. Ama akrabiyet Risale-i Nur vesilesi ile umumi bir yol ve cadde şekline dönüşmüş olup her kabiliyette insan bu yoldan ve caddeden istifade edebilir. Hatta Risale-i Nur mal-ı umumi olup herkesin istifadene açıktır, sadece Nur talebelerine hitap etmiyor; tarikat ehli bir kardeş de Risale-i Nur ile imanını tahkiki bir şekle çevirebilir.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a.

(2) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...