Block title
Block content

Nur-u îmanla kâinatın ışıklanmasını ve mâzi ve müstakbel zulümatının dağılmasını izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

On Dokuzuncu Söz’de Allah Resulü (asm.)  hakkında,

“ ... bütün ukûlü hayret içinde meşgul eden üç müşkül ve müthiş suâl-i azîm olan 'Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?' suâllerine muknî, makbul cevap verir.”(1)

ifadesi geçer. Bu ifadenin ışığında, mâzi ve müstakbel kavramlarını, öncelikle, nereden gelip nereye gittiğimiz şeklinde anlayabiliriz. İnsan, kâinat ağacının meyvesi olduğundan, insan için sorulan bu üç soruyu bütün varlık âlemi için de sorabiliriz. Kâinat nedir, nereden gelmekte ve nereye gitmektedir? İşte, hem insan, hem de kâinat hakkında sorulan bu soruların cevapları ancak îman nuruyla bilinebilir.

İman nuruyla bakıldığında bu varlık âleminin ve onun meyvesi olan insanın İlâhî isim ve sıfatların tecellileri oldukları, o isim ve sıfatlardan geldikleri anlaşılır. Hadis-i şerifte âhiretin tarlası olduğu haber verilen bu dünya, o ebedî âlem hesabına çalışmakta ve ona  doğru gitmektedir. Dünyanın mahsulleri olan insanların yolculukları da yine âhirete doğrudur;  ya ebedî saâdet diyarına, yahut ebedî azap menziline...

Öte yandan, bir dakika sonrası hakkında hiçbir bilgisi olmayan insan, îman nuruyla baktığında ölümün hakikatini, kabir hayatını, kıyameti, mahşer meydanını, sıratı, mizanı, cennet ve cehennemi bilmekte, onları görür gibi olmaktadır. Aynı şekilde, geçmiş asırlarda insanları irşat ve ikaz için gönderilen peygamberlerin kıssalarını da yine îman nuruyla, Kur’ânın bildirmesiyle bilmekte ve onlardan gerekli ibret derslerini almaktadır...

(1) bk. Sözler, On Dokuzuncu Söz, Üçüncü Reşha.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mebhas, İkinci Nokta | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1601 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...