Block title
Block content

"O âdil-i Hakîmin pek çok hikmetini bilmediğimiz gibi, şu cüz-i ihtiyârînin kaderle nasıl tevfîk edildiğini bilmediğimiz, olmamasına delâlet etmez." Buna misal verebilir misiniz, kader mevzusuna fazla girmemek mi yoksa derinlemesine incelemek mi gerekir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Mesela, ruh ve ruhun beden ile nasıl bir temas ve tasarruf ilişkisi içinde olduğunu tam manası ile bilemiyoruz; ama bilemiyoruz diye inkar da etmiyoruz. Ruhun varlığına ve beden üstündeki tasarrufuna milyonlarca alamet ve işaret varken, mahiyetini bilemiyoruz diye inkar etmek akıl karı değildir.

Yine akıl ile beyin arasındaki münasebetin mahiyeti, bizce meçhuldür. Şimdi mahiyeti meçhul diye aklı inkar etmek kabil değildir. Zira aklın varlığına sayısız iş ve icraatlar işaret ve alamettir, şeklinde şahitlik ediyor.

Bulut ile yağmurun münasebetini bilmememiz, yağmurun buluttan geldiği hakikatini değiştirmez. Buna benzer kainatta milyonlarca hadisede bir çok şeyin mahiyetini bilmediğimiz halde varlığını kabul ediyoruz. Demek bir şeyin mahiyetini idrak edememek, inkar etmeye bir sebep teşkil etmez.

İrade ve kaderin mahiyeti ve nasıl bir ilişki içinde olduğu bizce meçhul olsa bile, hem iradenin varlığına hem de kaderin varlığına sayısız işaret ve deliller vardır. Şimdi biz irade ve kader arasındaki ilişkiyi tam anlayamıyoruz, diye inkar edemeyiz. İnkar etmek için irade ve kadere işaret eden sayısız delilleri çürütmek lazımdır.

Üstad Hazretleri kader konusunu Yirmi Altıncı Söz'de tam halletmiş, tecrübesi olan bir ağabey ile orası mütalaa olunursa, inşallah en küçük bir karanlık nokta kalmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...