"O çiçek mührü kimin ise, bütün zemin yüzündeki o nevi çiçekler, o Zâtın kelimeleri hükmünde olduğuna ve o bahçe dahi Onun yazısı olduğuna, açık bir surette delâlet ediyor." Bu delalet nasıl oluyor, bir çiçek Allah'ın ise, neden tüm zemin de O'nun olmalı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bahçe ile çiçek arasında sıkı bir alışveriş bulunuyor. Çiçek canlılığını devam ettirecek bütün besin ve vitaminlerini bahçeden alıyor ve kökü bahçede ekili bulunuyor. Hatta çiçek aslı itibarı ile bahçede dağınık bir vaziyette bulunuyor. Mahir bir el o dağınık elementleri mükemmel bir işçilik ve titizlik ile toplayıp çiçeği görünür bir hale getiriyor.

Şayet bahçe başka bir ilahın çiçek başka bir ilahın mülkü olsa, o zaman çiçek ile bahçe arasındaki bu sıkı ilişki asla gerçekleşmez ve çiçek de oluşamaz. Ya iki ilahın her konuda birbirine itaat edip yüzde yüz uyum içinde olması gerekecek, ki ilah olmanın şartı kimseye muhtaç olmayacak sonsuz bir ilim, irade ve kudreti iktiza ediyor ve sonsuz bir kudret ise, ikinci sonsuz bir kudreti mantıken ekarte (saf dışı) eder. Yani iki ilahın varlığı imkansızdır, dolayısı ile de bahçe ve çiçeğin ayrı ilahların mülkü olması da imkansızdır.

Çiçek ile bahçe arasındaki bu sıkı ilişki bütün kainatta da mevcuttur. Bu sebeple kainat tecezzi etmez bir küll hükmündedir. Kainatın küçük bir cüzü kiminse kainatta onundur demektir.

Bilim dünyası buna "Potin Bağı Teorisi" demektedir. Potin Bağı Teorisine göre, tabiat maddenin yapı taşları gibi temel birimlere indirgenemez; bütünüyle iç tutarlığı ile anlaşılması gerekir. Bu bakış büyük düşünür David Bohm’un "Holistik Evren" anlayışıyla da örtüşüyor. Maddenin temel yapı taşlarına dayanan -atom altı parçacıkları- fikri terkediliyor. Nesneler, karşılıklı ve tutarlı ilişikler sayesinde var olabilir. Maddi evren karşılıklı dinamik olaylar ağı şeklinde düşünülüyor... Teoriye “potin bağı” adı verilmesi de bundandır... Potinin bağı ise mutlak bir varlığın elinde. Yani maddeci olan Batı düşüncesi tevhide yaklaşır gibi oluyor.

Bu noktada kainat, teavün (yardımlaşma), tesanüd (dayanışma), teanuk (kucaklaşma), tecevüb (cevaplaşma) fiilleri ile âdeta bölünmez bir bütün gibidir. Bunlar gözümüz önünde cereyan ettiği için ispata bile lüzum yoktur.

Tarla sahibi kendi tarlasında başka birisinin ekip biçmesine asla müsaade etmez. Bu durumda tarla kiminse tarladan kalkan mahsul de onundur. Bahçe kiminse bahçede yetişen nebatatta onundur.

Diğer bir mana olarak çiçek üzerindeki nakış, yani tabiri caiz ise benzersiz işçilik ve sanat öyle muazzam bir şekilde icra ediliyor ki bu işçiliği bu sanatı Allah’tan başka hiçbir güç hiçbir sebep icra edemez ve edemiyor. Dolayısı ile işçiliğin ve sanatın bizzat kendisi de çiçek ve bahçeden bağımsız bir şekilde bir imza bir delil bir mucize oluyor.

Aynı muhkem yaratma işlemleri diğer eşya üzerinde de icra edildiği için, Allah’ın yaratmış olduğu her bir şey diğerlerinden bağımsız bir şekilde tek başına birer delil birer mucize birer İlahi imza olmaktadır.

“O yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yapar.” (Secde, 32/7)

“Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de istenen de âcizdir.” (Hac, 22/73)

Yani eşya ister birbiri ile bağımlı ve bağlantılı bir şekilde olsun, ister müstakil ayrı ayrı olsun hepsi Allah’ın birer delili birer mucizesi birer imzası olmaktadırlar. Allah şirke en ufak bir açık kapı bırakmayacak şekilde kainatın her tarafını imza ve delilleri ile donatmıştır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...