"O cihetten dahi tevahhuş edip başımı aşağıya eğdim, o ömür ağacının aşağısına, köküne baktım..." Devamıyla izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"O cihetten dahi tevahhuş edip başımı aşağıya eğdim, o ömür ağacının aşağısına, köküne baktım. Gördüm ki, o aşağıda olan toprak, kemiklerimin toprağıyla mebde-i hilkatimin toprağı birbirine karışmış bir surette, ayaklar altında çiğneniyor gördüm. O da derman değil, belki derdime dert kattı..."(1)

İnsanın cismen ilk geldiği yer toprak olduğu gibi, son gideceği yer de topraktır. İlk geldiğimiz yerin toprak olması, insan bedeninde vazifeli hücre ve zerrelerinin kökeninin toprakta bir element ve unsur olmalarına bakar. İnsanın bedenini oluşturan bütün element ve unsurların kökü topraktandır. Dolayısı ile insan cisminin kökü toprağa dayanır. Nihayetinde de yine toprağa geri dönecektir.

İmansız bir nazarda insanın şu vaziyeti ona bir vahşet ve dehşet veriyor. Yani kâfir, “aslımız ve kökümüz, çiğnediğimiz ve üzerinde gezdiğimiz bir toprak olduğu gibi, sonumuz da yine toprak olacaktır” deyip, haşri; yani ölümden sonraki hayatı inkâr ettiği, bedeninin toprak olup yok olacağına inandığı için dehşet ve vahşet içine düşüyor.

Küfrün nazarına göre, biz şu anda geçmişte yaşayan insanların toprağa karışmış et ve kemikleri üzerinde dolaşıyoruz. Bu da insana acı bir halet veriyor. Ama müminin nazarında ölüm; bir hiçlik ve yokluk değil, ebedî saadetin başlangıcıdır, kabir ise nuraniyetli âlemlerin kapısıdır. Geçmişteki insanlar ise; kabir ve berzah âleminde, ikinci bir hayat için misafir olarak bekletiliyorlar, ayaklarımız altında çiğnenmiyorlar. Beden ruhun hanesi olduğundan ayakaltında çiğnenenler ruh ve ona bağlı latifeler değil, ancak beden binasının taşı, toprağı ve sair levazımatıdır.

(1) bk. Lem'alar, Yirmi Altıncı Lem'a, Yedinci Rica.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...