Block title
Block content

"O fermanın heyet-i umumiyesinde bir turra-i âzam olduğu gibi; bak her bir satırında, her bir cümlesinde, taklid edilmez bir turra olduğu misillü; ifade ettiği mânâlar, hakikatler, emirler, hikmetler üstünde dahi, o zâta mahsus birer mânevî hâtem hükmünde, ona has bir tarz görünüyor." Bu cümleyi, hâtem ve turra kelimelerini de esas alarak izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu cümlenin ilk kısmı şu âyet- kerîmeye işaret ediyor:

"De ki: Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” (İsrâ, 17/88)

“Turra-ı azam” ifadesi Kur’ânın Allah kelamı olduğunu ifade etmektedir. Zira, turra altın liralarda padişahın isminin bulunduğu kısma deniliyor.

Bu bir temsildir, yâni Kur’ânın tamamında olduğu gibi her bir âyetinde de O’nun Allah kelamı olduğuna dair manevi mühürler vardır.

Bu mühür, öncelikle, Kur’ânın belağat yönüyle taklit edilemez bir mu’cize olduğunu ifade etmekle birlikte, cümlenin ikinci kısmında ondaki “mânâlar, hakikatler, emirler, hikmetler” üzerinde de mânevî hâtem  bulunduğu belirtiliyor. Yâni, bunlara da dikkat edildiğinde, Kur’ân'ın Allah kelamı olduğu açıkça görülmektedir. 

Ne o mana ve hikmetler ne de onların ifade ediliş biçimleri bir beşerin işi olamaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makam, On İkinci Burhan | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 1282 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...