Block title
Block content

"O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor; yanlış olur." cümlesindeki sakınca nedir? Üstad'ın mehdinin ismini bildiği anlaşılabilir mi?

 
Soru Detayı:

-  "İsevî ruhanîleriyle ittifak edip..." ifadesine göre, yurt dışında mı hizmet edecektir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Öncelikle şunu ifade edelil; Üstad Hazretlerinin “O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor...”(1) sözü bir hakikatin tespitidir, yoksa gelecekte çıkacak Mehdi (ra)’in ismini biliyor da gizliyor değildir.

Mehdi (ra)’in İman, hayat ve şeriat şeklinde üç vazifesi var. Bu üç vazifenin aynı şahıs ve aynı dönemde tatbiki Allah’ın kainattaki yasalarına uymuyor. Bu sebeple Mehdi (ra)  bu üç vazifeden sadece en önemli olan İman vazifesini yapacak, diğer iki vazifesini de onun nurani cemaati ve takipçileri ifa edecek, demektir.

Bu ayırımı avam insanlar tam anlayamadığı için, Mehdi denildiği zaman hemen diğer iki vazife akla geliyor. Halbuki o iki vazifenin bizzat Mehdi tarafından ifa edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple Mehdinin kim olduğunu açıktan izhar ve ilan etmek avam insanların kafasında bulanıklığa sebebiyet vereceği için, isminin verilmesini doğru bulmuyor Üstad Hazretleri.

Hem de iman hizmeti diğer iki vazife ile tam uygun düşmediği için, insanların nazarına sadece iman hizmetini lanse etmek bir ihtiyaçtır. Zira hayat ve hilafet rükünlerinde siyaset olduğu için, avam insanların zihninde bulanıklık olup iman hizmeti sekteye uğrayabilir. Bu sebeple Mehdi (ra) kendi bizzat bu rükünlerden ve onların gereği olan siyasetten uzak kalıp, bütün mesaisini ve dikkatini iman rüknü üstüne teksif etmiştir.

Mehdi (ra)’in isminin verilmemesinin en büyük sakıncası yukarda değindiğimiz gibi siyasetin iman hizmetine zarar verme ihtimalidir. Bu sebeple Mehdi (ra) feraset, basiret ve iman nuru ile bilinebilir.

Risale-i Nur'un çok yerlerinde Deccalın komünizm ve onun lideri olan Lenin’nin olduğu vurgulanıyor. Deccal komitesinin ve fikrinin İslam alemindeki ayağı da Süfyan olarak nitelendiriliyor. Bütün dünyada deccalizmi temsil eden komünizm ile İsevilerin yani Hristiyan aleminin mücadele ettiği çok açık bir meseledir. Bu da Hazreti İsa (as)’in Deccalı öldürdüğüne bir işaret, bir alamet hükmünde yorumlanabilir.

Hristiyanlık alemi bu dinsizlik fikrine ve komitesine karşı İslam alemini de beraberine alarak NATO örgütünü  kurmuştur. NATO örgütü kendi bünyesinde olan ülkelerin hem iç hem de dış güvenliğini sağlamak için birtakım teşkilatlanmalar yapmıştır. Bugün konturgerilla denilen yapılanma o dönemlerde Rusya'dan gelecek tehdit ve yayılmacılığa karşı bir savunma mekanizmasıdır. Sonraları komünist blokun yıkılması ile bu yapılanmalar mafya ve menfaat şebekesine dönüşmüştür. Ama komünist fikrinin kuvvetli ve tehlikeli olduğu dönemlerde, çok etkili bir savunma yapmıştır bu yapılanma.

Şimdiki Avrupa Birliği aslında miadı ve işlevi bitmiş NATO’nun yeni ve modern bir versiyonudur. Bugün Avrupa Birliğinin bize tavsiye ettiği hatta dayattığı demokrasi, insan hakları ve özgürlükler Süfyan komitesinin ve  cunta yönetim tarzının bir tasfiyesidir. Artık insanlar üzerinde kurulan haksız baskı ve tahakkümün kaldırılmasında Avrupa Birliğinin katkıları göz ardı edilemez. Bu bir süreçtir. Dinsiz komitenin yıllarca Türkiye üzerinde uyguladığı baskı ve darbeler Avrupa Birliğinin baskısı sonucu yavaş yavaş tasfiye olmaktadır. Bu iyileşme sürecinde Risale-i Nurlar Mehdiyi Avrupa Birliği de Hazreti İsa (as)’ı temsil ediyorlar, desek abartı olma; hem de bir işaret olur kanaatindeyiz.

Hazreti İsa (as) ile Hazreti Mehdi deccalizm olan bu dinsizliğe karşı nüve ve çekirdek şeklinde vazifelerini yapmışlar, gitmişlerdir. Bu nüve ve çekirdek olan iman hizmetinin genişlendirilmesi ve geniş dairelere taşınması sonraki nesillerin ve bu mübarek zatların nurani cemaatlerinin yapacağı bir görevdir.

Özet olarak, komünizm ve dünya savaşlarının olduğu dönemde Hazreti İsa (as) ile Hazreti Mehdi gelmiş ve görevlerini nüve ve çekirdek şeklinde ifa etmişlerdir. Şimdilerde o mübarek zatların ekmiş oldukları çekirdek ve nüveler gelişip büyümektedir. Nitekim İslam ve Hristiyan aleminin ortak çabası ile komünizm 1991'de fiilen çökmüştür. İnşallah onların insanlık üstünde yapmış oldukları derin tahribat da zamanla tamir olunacaklar.

(1) bk. Sikke-i Tasdik-i Gaybi.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

asdfghj
peki gelecek mehdi ra nin risalei nuru bir program olarak kullanacak mealindeki sozunden ne analasilmaktadir ?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (editor)
Mehdi, başka bir programa tabi olmak yerine, kendisi programını hazırlayacaktır. Hal böyle iken, neden yukarıdaki ifade kullanılmıştır. Risalelere bir bütün olarak baktığımızda, bu sorunun cevabını görmek mümkündür. Zira mehdinin üç vazifesi vardır. Bunlar İMAN, HAYAT ve ŞERİATTİR. İşte hayat ve şeriat dairesinde gelecek zatlar, hayat dönemini bizzat yaşamış ve programı yazmış olan birinci zatın çalışmalarını esas alarak hayata ve şeriata hizmet edecektir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
dr_alper
İsa Aleyhisselam'ın gelip gittiği sonucuna nasıl vardınız? Çünkü Risâle-i Nur Mehdi'yi, Avrupa Birliği Mesih'i temsil ediyor ise, bütün bu bilgilerimizi gözden geçirdiğimizde şahıs olarak Bediüzzaman Mehdi olduğuna göre kim Mesih'dir? Bu konuda hâlâ emin değilim ama Üstadımız şahsen Mehdi olmasa bile Mehdi'nin kullanacağı programın imana dair olanını hazırlamış ve o gelecek zatın iman ordusunun komutanı olmuş diye düşünüyorum. İman vazifesinden daha ehemiyetli olmayan iki görevi de yapacak olan bir zat gelip bir halife gibi, bir padişah gibi yeryüzünde hakim olacak ve müslümanları birleştirecek, sonra da Mesih Aleyhisselam gelip İsevîleri İslam'a dahil edecek diye düşünüyorum. Lenin'i de deccal olarak göremiyorum. Ama Süfyan'ın kim olduğu belli. Müslümanlara deccallık eden Süfyan'ın kim olduğundan yola çıkarsak Bediüzzaman'ın Mehdi olması fikri akla hiç de uzak değil aslında ama Deccal'in ve Mesih'in şahıs olarak henüz zuhur etmediğini düşünüyorum. Marks, Lenin gibi heriflerden herhangi birini Deccal olarak kabul etmek mümkün olsa da onları ve etkilerini geberten Mesih şahıs olarak kimdi ya da kim olabilirdi? Zira bir şahıs olması lâzım ve bunu da ancak bu asırdaki en âlim topluluk olan Nur şakirdleri tahmin edebilir bence. Düşüncelerimden emin olmadığım için sizin hoşgörünüze, Cenab-ı Hakk'ın affına sığınırım. Akıl yürütmek bizim gibilere düşmez ama çok meraklıyız. Açıklamalarınızdan dolayı Allah razı olsun. Selamlarımla...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...