Block title
Block content

"O Hakîm, şu musanna ve murassa Kur’an'ı, bir ecnebi feylesofa ve bir Müslüman alime gösterdi. Hem tecrübe, hem mükafat için emretti ki: ‘Her biriniz, bunun hikmetine dair bir eser yazınız!'..." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada verilen temel mesaj, eşyanın ve hadisatın yaratılmasında ne gibi İlâhî gayeler olduğunun araştırılmasıdır. Bütün fen ilimleri kâinattaki varlıkların ve hadiselerin oluş gayesini ve faydalarını araştırırlar. Bunu yaparken kâinat kitabını yazan “kudret ve hikmet sahibi bir zat” olması gerektiğini hiç düşünmüyorlarsa, bu hikmet abesiyete kalbolur, yani yapılan iş gerçek manada hikmet değildir. Üstad'ın verdiği misalde bunu açıkça görmek mümkündür. Bu hakikati bilerek yapılan araştırmalar ise hakiki hikmettir. Nitekim Üstad Hazretleri Kur’an için “…nuranî hikmeti neşreden odur.” buyurmakla, diğer hikmetin zulmanî olduğunu ders vermiş oluyor.

Burada hikmet kelimesi “fayda, gaye” manasında kullanılmış olup abesiyetin,  yani “gereksiz, faydasız, manasız” olmanın  zıddıdır.

Bir de “illet ve hikmet” meselesi var. Burada o manaya da işaret olduğu düşünülebilir. Şöyle ki:

İbadetlerde esas olan illettir, yani Allah’ın emretmiş olmasıdır. Bunun yanında, yapılan ibadetin birçok da faydası, hikmeti vardır. Ancak, ibadetlerde esas olan “illettir”, “hikmet” değildir. Mesela oruç tutmanın yüzlerce faydası vardır. Ama oruç bu faydalar için değil, Allah’ın emri olduğu için, Onun emrettiği ayda ve Peygamberimizin (asv) tarif etiği biçimde tutulur. Böylece o açlık ibadete inkılap eder. Başka aylarda ve başka vakitlerde birkaç ay aç kalınsa oruç tutulmuş olunmaz. Bu ikinci halde, hikmet fazlasıyla tahakkuk etmiş olsa bile, bu açlığa “oruç” denilmez.

Öte yandan, bize çirkin görünen birçok hadiselerin arasında nice faydalar, hikmetler saklı olabilir. Cihatla ilgili ayette buyrulduğu gibi:

“... Olur ki siz bir şeyden hoşlanmasınız, halbuki o hakkınızda bir hayırdır…” (Bakara, 2/216)

Mesela, hastalığın dış yüzü elemdir, ıstıraptır. Onun altında yatan hayırlar ise günahlara kefaret olması, kalbi dünya sevgisinden uzaklaştırması, ölümü, ahireti düşündürmesi, insanı gafletten uyandırmasıdır. Bu gibi hikmetleri düşünüp hastalıktan şekva etmemek ve sabır göstermek gerekir. Tedavi olmak zaten bedenimizin bizim üzerimizdeki bir hakkı gibidir. Zira bu vücut bize emanettir, onu korumakla görevliyiz.

“Haftada bir kez yıkanması bedenin insan üzerindeki bir hakkıdır.”

hadis-i şerifi  tedavi için de aynen geçerlidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...