"O halde her bir zerresi, her bir şeyini ve cesedinin teşekkülünü, belki dünyada alâkadar olduğu herşeyini bilecek, görecek, yapabilecek, âdeta ilâh gibi ihatalı bir ilim ve kudreti bulunacak, sonra teşkil-i ceset ona havale edilir." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ifadeler ile zerrenin bir adım atabilmesi için, adım attığı yerin her şeyini bilecek bir ilminin, görecek bir gözünün olması lazım geldiği nazara verilerek, zerrenin acziyeti, onun arkasında, iş gören sonsuz ilim ve kudret sahibi Cenab-ı Hakk’ın varlığı ve birliği ispat ve ilan ediliyor.

Gözümüzün bir hücresindeki bir zerreyi misal alarak düşünelim. Bu zerre kendi başına emir alarak çalışıyor değildir. Yaptığı iş, vazife yaptığı hücreye bakmakta, hücre ise gözün tamamına nazar etmekte, göz ise sinir sistemi ve damarlar yoluyla bütün beden ile bağlı bulunmaktadır. O atomun ihatalı bir ilmi olması, yani göz hücresinden bütün bir bedene kadar her organı bilip tanıması gerekir ki ona göre adım atsın. Beden de kâinatın tümünden süzüldüğüne göre, göz hücresindeki bir tek atomun yaratıcısı ve mâliki ancak bütün kâinata hükmedecek sonsuz bir ilim, mutlak bir irade ve nihayetsiz bir kudrete sahip olabilir.

Mesela, bir arının hayatının varlığı ve devamı için bütün kâinat çarklarının işlemesi ve hareket etmesi gerekir. Güneş, su, hava, toprak, elementler, hassas bir nizamla, mütenasib ve ölçülü bir şekilde beraber hareket etmeden bir canlı varlığını ve bekasını devam ettiremez. Bu yüzden arının hayatının teşekkülü için bütün kâinat ve kâinattaki sebeplerin hassas ve ölçülü bir surette çalışması ve hareket etmesi gerekiyor. Bu sebeplerden bir tanesi vazifesini terk etse hayat teşekkül etmez ve devam etmez.

Mesela, dört ana unsur olan güneş, hava, su ve topraktan biri olmasa hayat olmaz. Yıldız ve galaksiler sistemli ve muvazeneli hareket etmeseler yine hayat olmaz. Zira bir yıldız zerre kadar mihverinden çıksa, bütün kâinat fabrikasını yerle bir eder.

İşte hayatın üstünde bütün kâinatın hakkı ve hizmeti olması, nihayetsiz mühürleri sınırsız imzaları gösteriyor. Yani hayata sahip olmak, bütün kâinata sahip olmakla mümkündür. Demek arıya hayatı kim veriyorsa, bütün kâinata da sahip olup hükmeden de odur. Zira hayat ile kâinat muttasıl ve birbiri ile sıkı bir münasebet içindedir. Arı ile kâinat arasındaki her bir alâka, Allah’ın hayat üstündeki taklit edilmez mührünü gösteriyor. Hayat öyle bir san’at ki, onu Allah’tan başka kimse yapamaz ve taklit edemez.

Arıya hayatı verecek zâtın, arının hayatında hizmet eden bütün unsurlara ve sebeplere müteveccih birer yüzü ve bakar birer gözü ve geçer birer sözünün bulunması, yani bunların hükmünün geçmesi gerekir. Yoksa arıya hayatı bahşedemez. Bu sebepledir ki Allah her bir sebebin arkasında sonsuz ilmi, mutlak iradesi ve nihayetsiz kudreti ile hâzır ve nâzırdır.

Şimdi atomun bu mükemmel hareket tarzını izah etmek için, "atomun ya bütün kâinatı bilen bir ilmi ve gören bir gözü ve hükmeden bir kudreti var" diyeceksin ya da "her şeyin sahibi ve maliki olan Allah’ın bir askeri, bir memuru" diyeceksin.

Aklı ve şuuru olmayan bir zerrenin mükemmel işler yapması, çok intizamlı bir şekilde hareket etmesi Allah’ın sonsuz kudretini ve nihayetsiz ilmini güneş gibi göstermektedir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...