"O rica ve ziya ve teselli veren imanı zevk etmek ve tesirâtını hissetmek için, ihtiyarlığa lâyık ve İslâmiyete muvafık ubudiyetkârâne bir tavr-ı şuurdârâne takınmakla olur." Ubudiyetkârâne tavrı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ubudiyet kelimesi, Arapça "a-b-d" kökünden türemiştir. Sözlükte; kulluk, kölelik, aşırı bağlılık, itaat anlamlarına gelmektedir. Kul, köle anlamındaki ve itaattan başka şefkat, merhamet ve himâye anlamlarını da taşımaktadır. Buna göre insan bütün benliğiyle Allah'a kul olmanın bilincine ulaşınca, Allah da ona merhamet etmekte ve o kimseyi koruması altına almaktadır.

İnsan Allah'a karşı yapmış olduğu kulluk görevinde; O'nun emirlerini yerine getirdiği gibi, O'nun hoşnutluğunu kazanmak amacıyla da her türlü söz ve davranışlarında en içten saygı ve sevgi ile bağlılığını ortaya koyar. Bu nedenle Allah'a yönelen bu söz ve davranışlara da ibadet adı verilmiştir(1).

Ubudiyet, insanın acizliğini idrak edip aciz olmayan sonsuz kudrete dayanmasıdır.

Yine insanın fakrını idrak edip fakrdan münezzeh ve mukaddes olan, sonsuz zenginlik ve gına sahibi Allah’a ram olmaktır, ihtiyaçları için Ona yönelmektir.

Ubudiyet, Allah’ın insana sayısız bir şekilde ihsan ve ikram ettiği nimetlere karşı sonsuz bir minnet ile şükretmesidir.

Ubudiyet, Allah’ın kendini tanıtmak istemesine mukabil tefekkürle, imanla tanımaktır.

Yani ubudiyetin özü acz, fakr, şükür ve tefekkürdür.

Ubudiyet, Allah'ın ulûhiyetine imanla, nimetlerine şükürle, kemaline hayretle, hikmetine tefekkürle, musibetlerine de sabırla mukabelede bulunmaktır.

(1) bk. Râğıb, Müfredât, 479; İbn Manzur, Lisânü'l-Arab, III, 270-279; Toshihiko Izıtsu, Kur'an'da Allah ve İnsan, trc. Süleyman Ateş, 139-140.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...