"O rica ve ziya ve teselli veren imanı zevk etmek ve tesirâtını hissetmek için, ihtiyarlığa lâyık ve İslâmiyete muvafık ubudiyetkârâne bir tavr-ı şuurdârâne takınmakla olur." Ubudiyetkârâne tavrı izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ubudiyet kelimesi, Arapça "a-b-d" kökünden türemiştir. Sözlükte; kulluk, kölelik, aşırı bağlılık, itaat manalarına gelmektedir. Buna göre insan bütün benliğiyle Allah'a kul olmanın şuuruna ererse, Allah da ona merhamet eder ve o kimseyi hıfz ve himayesine alır.

İnsan Allah'a karşı yapmış olduğu kulluk görevinde; O'nun emirlerini yerine getirdiği gibi, O'nun rızasını kazanmak maksadıyla da her türlü söz ve davranışlarında en içten saygı ve sevgi ile bağlılığını ortaya koyar.

Bir kul ubudiyetinin şuurunda olursa aslî görevinin ibadet olduğunu bilir. Şu var ki, ibadet belli zamanlarda yapılmakla birlikte ubudiyet devamlıdır, zira insan daima kuldur. Önle namazını kulan bir mümin ikindi namazına kadar farz namazla mükellef değildir. Ama ubudiyeti devam ettiğinden, bakarsa helale bakacak, konuşursa doğru söyleyecek, ticaret yapıyorsa aldatmayacaktır.

Ubudiyet; insanın acizliğini idrak edip sonsuz kudrete dayanmasıdır, fakrını idrak edip sonsuz rahmet ve gına sahibi Allah’a ram olmasıdır. İhtiyaçları için Onun rahmetine yönelmesidir.

Ubudiyet; Allah’ın insana sayısız bir şekilde ihsan ve ikram ettiği nimetlere karşı sonsuz bir minnet ile şükretmesidir.

Ubudiyet; Allah’ın kendini tanıtmak istemesine mukabil tefekkürle, O’nu imanla tanımaktır.

Ubudiyet; Allah'ın ulûhiyetine imanla, nimetlerine şükürle, kemaline hayretle, hikmetine tefekkürle, musibetlerine de sabırla mukabelede bulunmaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...