Block title
Block content

"O yarının zamanı, on beş sene sonra yirmi sekiz senedir müellifin sebeb-i hapsi olan Siracü’n-Nur’un âhirindeki bahse bakınız. Tam o yarı cinayeti bileceksiniz." İki yarı cinayeti açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"YARI CİNAYET: Şöyle ki: Daire-i İslâmın merkezi ve rabıtası olan nokta-i hilâfeti elinden kaçırmamak fikriyle ve sabık Sultan merhum Abdülhamid Han Hazretleri sabık içtimaî kusuratını derk ile nedamet ederek kabul-ü nasihate istidat kesbetmiş zannıyla ve "Aslâh tarik musalâhadır" mülâhazasıyla, şimdiki en çok ağraz ve infiâlâta mebde ve tohum olan bu vukua gelen şiddet suretini daha ahsen surette düşündüğümden, merhum Sultan-ı sâbıka ceride lisanıyla söyledim ki:"

"Münhasif Yıldızı darülfünun et, tâ Süreyya kadar âli olsun. Ve oraya seyyahlar, zebânîler yerine ehl-i hakikat melâike-i rahmeti yerleştir, tâ cennet gibi olsun. Ve Yıldız'daki milletin sana hediye ettiği servetini, milletin baş hastalığı olan cehaletini tedavi için büyük dinî darülfünunlara sarf ile millete iade et. Ve milletin mürüvvet ve muhabbetine itimad et. Zira, senin şahane idarene millet mütekeffildir. Bu ömürden sonra sırf âhireti düşünmek lâzım. Dünya seni terk etmeden evvel sen dünyayı terk et. Zekâtü'l-ömrü ömr-ü sâni yolunda sarf eyle. Ben ki bir gedayım, bir büyük padişaha nasihat ettim. Demek yarı cinayet ettim. Cinayetin öteki yarısını söylemek zamanı gelmedi."(1)

İttihad ve Terakkicilerin hükümet başına geçmeleriyle, Padişah Abdülhamid Han’ın eski yetki ve fermanları tamamen elinden anayasaları mucibince alınmış gibi bir nevi muattal vaziyette durdurulduğu bir zamanda, Üstad Hazretleri onunla hem müsalaha etmek, hem de onu hilafet makamında kaim etmek için, çare olarak ona bazı hizmet yollarını ve metotlarını bildiren açık mektup neşrettiğini ifade eder. 

Büyük hizmetlerinin unvanı olan öteki yarı cinayeti ise, o zaman yad etmez. Fakat bilahare bir kumandanın; bozuk ve mason ittihatçıların tam halefi olarak büsbütün Avrupacı, dinden ve İslam’i ananelerinden tecerrüt etme zihniyet ve hareketini hadislerle dile getiren Beşinci Şua Risalesini yazdığı için, kendisinin yirmi beş sene keyfi ve küfri zihniyet hesabına işkenceler altında bırakılmasına sebep olduğundan bahseder. 

Demek ki Yarı cinayet: Divan-ı Harbi Örfi'de izah edildiği gibi Abdülhamit Han’a ciddi manada tavsiyeler, ülkenin istikbali hakkında görüş ve kanaatler ve Yıldız Sarayı hakkında darülfünun olması cihetinde ricalar vardır.

İslam toplumlarını bu gibi menfi cereyan ve infiallerden muhafaza etmenin en güzel yolu, cehaletin ilacı olan eğitim ve öğretimdir. Üstad Hazretleri bu hitabında  Abdülhamit Han Hazretlerini eğitim ve öğretime teşvik ediyor. Bahsin  devamındaki şu ifadeler maksada işaret ediyor:

"Şimdi muvazene edelim: Yıldız eğlence yeri ol­malı veya darülfünun olmalı? Ve içinde seyyahlar gezmeli veya ulema tedris etmeli? Ve gasp edil­miş olmalı veyahut hediye edilmiş olmalı? Han­gisi daha iyidir? İnsaf sahipleri hükmetsin."(2)

Diğer Yarı Cinayet ise, Üstad Hazretlerinin yeni hizmet hayatında Risale-i Nurlar ile yapacağı mühim iman hizmetleri, hasımları tarafından cinayet telakki edilip öylece muamele edilmesidir. Siracü'n-Nur'un arkasına havale ettiği ve yazmadığı yarı cinayet ise; hasımlarının tam vaziyetini izah edip nazara veren Beşinci Şua risalesidir.

Özet olarak, bahsedilmeyen yarı cinayet, Beşinci Şua’da manasını ve kimliğini bulan zihniyet ve şahsiyet ve bu zihniyet ve şahsiyetin Üstad Hazretlerine reva gördükleri zulüm ve cefadır.

Dipnotlar:

(1) bk. Divan-ı Harbi Örfi

(2) bk. a.g.e.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Divan-ı Harb-i Örfî | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4072 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...