Block title
Block content

O yollarda, insan zerre miskal o sünnetlerden inhiraf ve udûl ederse, şeytanlara mel’ab, evhama merkeb, ehval ve korkulara ma’rez ve dağlar kadar ağır yüklere matiye olacaktır.. Cümlesini biraz açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan şahsi kuvvet ve aklına güvenip, ben doğruları kendim bulurum, Peygambere (sav) ve onun rehberliğine muhtaç değilim derse; şeytana oyuncak, vehim ve şüphelere binek, korku ve endişelere müptela bir hasta, dağlar kadar yükleri taşımaya mecbur bir binek durumuna düşer. Halbuki insanın böyle ağır yükleri yüklenmeye ne takati ve ne de gücü yoktur. İnsan ancak ve ancak; iman ve tevekkül ile mükelleftir.

Allah, insanı peygamber ve vahye muhtaç bir şekilde yaratmıştır. Bu yüzden insan, iman ve tevekkül ile Allah’ın gönderdiği peygamberlere teslim olmak zorundadır. Yok olmaz ise, ağır bir yükün altına girmiş olur. Tıpkı ateş böceğinin cüzi ışığına güvenip, güneşe meydan okuduktan sonra, zifiri karanlığa mahkum olması gibi, insan da cüzi aklına ve vehmi ilmine güvenip, vahiy güneşinin terbiye ve rehberliğine girmez ise; küfür ve şirk karanlığına mahkum olur. Hem dünya saadetini hem de ahiret saadetini kaybeder. Hem dünyada hem de ukbada, çok bela ve sıkıntılara maruz kalır.

Mesela; insan şahsi kuvvet ve fikri ile ölüme baksa, ölümü bir yokluk, kabri ise dipsiz bir karanlık kuyu tevehhüm eder. Bu tevehhüm ile bela ve sıkıntılar çeker. Ölümdeki ayrılık ve hiçlik acısı hayatını bütünü ile zehir eder. Ama; İman ve Kur’an nazarı ile baksa, ölüm ebedi bir saadetin başlangıcı, sonsuz bir kavuşmanın girizgahıdır. Demek kuru akıl, ölümün sırrını çözemiyor, vahyin dersine ve terbiyesine muhtaçtır. Daha bunun gibi binlerce hadise karşısında insan, vahyi inkar edip aklına itimat ederse, bela ve sıkıntılara binek olmaya maruz kalır vesaire.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...