"...ölümün hakikî güzel simasını gördüm. Korkarak değil, belki bir cihetle müştakane mevtin yüzüne baktım. Ehl-i tarikatçe rabıta-i mevtin bir sırrını anladım." Buradaki sırrı açıklar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Rabıta-i mevt, ölümle sürekli iç içe yaşamak ve ölümü her an hatırlamak manasına geliyor. İnsan ölümü ne kadar çok hatırlar ise dünyanın manevi kir ve paslarından o kadar ari ve temiz kalır. Daima Allah’ı ve ahireti düşünüp ömür sermayesini bereketli ve hayırlı bir şekle çevirir. Bu sebeple Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor:

Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.”(1)

“Ölümün hakikî güzel simasını gördüm. Korkarak değil, belki bir cihetle müştakane mevtin yüzüne baktım." ifadesi, ölümün iç yüzüne işaret ediyor. Ölümün iç yüzü ancak marifet ve muhabbet ile çözülür.

Ölüm, kafir için ebedi bir yok oluş, sonsuz bir hiçlik iken, Allah’ı tanıyan ve ibadet ile onu sevdiğini gösteren bir mümin için ebedi bir alemin kapısı, sonsuz bir saadetin başlangıcıdır. İşte ölümün hakikati ancak marifet ve muhabbet ile çözümlenebiliyor. Küfür ve inkar ise bir kördüğüm gibidir, insanı karamsarlığa ve dehşete atıyor.

Ölümün ve ölümle iç içe yaşamanın en büyük sırrı, onun arkasında duran ebedi saadet ve ebedi hayattır. Ölümü iştiyak ve iştahla istemek, ancak ölümün arkasındaki ebedi saadetle mümkündür. Bu sırrı gören Allah dostları ölümü iştiyak ile beklemişler, hatta ölüm gününü düğün gecesi olarak telakki etmişler.

(1) bk. Tirmizî, Zühd: 4, Kıyâmet: 26; Nesâî, Cenâiz: 3; İbni Mâce, Zühd: 31.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...