Block title
Block content

ÖMER LÜTFİ GEDİKOĞLU

 

Denizli maznunlarındandır. l899'da İnebolu'da dünyaya gelmişti. l986'da vefat etti.

"Ben Şeyh Şaban-ı Veli'nin misafiriyim"

"l9l6 yılında İnebolu'da ticaret mektebinde okurken, beni lisan biliyor diye Almanya'ya göndermişlerdi. Almanya'ya gitmeden önce Çırağan Sarayına uğradık. Orada Topal İsmail Hakkı Paşa ile Enver Paşa da vardı. Yirmi kadar talebe Almanya'ya gittik.

"Üstad'ı ilk defa Sirkeci'de İstanbul kumandanı Salih Paşa ile giderken görmüştüm. Üstad, Paşadan az önde gidiyordu. Paşa kendisini geriden takip ediyordu. Üstad'ın belinde kama, sırtında cepken, ayağında çizmeler vardı. O zamanlar askerdim.

"Aradan yıllar geçti. Üstad'ı Kastamonu'da görüp, ziyaret ettim. Bu ziyaretten evvel bir rüya görmüştüm. İnebolu değirmeninin yanında bir türbe vardı. Türbe yolunun iki tarafında mezar taşlarının üzerinde kelime-i tevhid yazılıydı.

"Bu rüyadan sonra Zenbilli Ahmed Efendiyle Kastamonu'ya gittik.  Gittiğimizde Üstad: 'Dağa gidecektim, gitmedim, demek siz gelecekmişsiniz' dedi. Ben daha ismimi söylemeden bana ismimle hitab etti. Biz oradayken Şeyh Şaban Veli Hazretlerinin imamı geldi. Üstad ona çok iltifat etti. Kendisine hususî sandalye getirtti. 'Ben burada Şeyh Şaban Veli'nin misafiriyim' diye buyurdu.

"Denizli hadisesi sırasında evimi bastılar. Ben bahçede masa üzerinde Risale-i Nurları yazıyordum. Bir ara yazıya ara vermiş, başka bir işle meşgul olmaya başlamıştım. O sırada polis ve jandarmalar geldiler. Masanın yanından geçtikleri halde, üzerindeki kitapları görmediler. Eve girdiler. Evin bir odasında kızlarım da yazı yazıyorlardı. Odanın kapısına bir jandarma diktiler. İçeri girmediler. Sonra kütüphanenin başına geldiler. 'Kitap var mı?' diye sordular. Ben de 'Var efendim, buyurun' dedim.

"Kitaplarımı kütüphaneden aşağı indirmeye başladılar. Kütüphanenin önünde masa vardı. Evvelâ Risale-i Nurları üstüne dizdiler, diğer kitapları da onların üstüne bıraktılar. Böylece üzerini kapattıkları Nurları görmediler, Hiçbir kitap bulamadılar.

"Denizli'den evvel bir ay kadar İnebolu hapishanesinde kaldık. Sonra vapurla Denizli'ye doğru yola çıktık. Denizli hapsinde devamlı Üstadımızla görüştük. Ebedî, nurlu derslerini dinledim.

"Bize devamlı olarak sabır tavsiye ederdi. 'Korkmayın, yakında çıkacaksınız' diye cesaret telkin ederdi."

(Son Şahitler kitabının, birinci cildinden derlenmiştir...)

Paylaş
Yükleniyor...