Block title
Block content

On Altıncı Söz'deki temessül bahsinde; "Kesif ve cismani şeylerin temessülü, maddi nuranilerin aksi, nuranilerin ya da tam nurani şeylerin yansıması,.." Bunları izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Temessül, bir şeyin suret ve mahiyetinin bir mahalde aksedip yansımasından ibarettir. Bu yansıma işinde, yansıyan şeyin yansıdığı yere  asliyetinden ve vasıflarından bir şeyleri aksettirmesi bakımından da mertebelere ayrılır.

Risale-i Nur'da temessülün mertebelerinden üç tanesi beyan edilmiş.

 Birincisi: Kesif ve cismani şeylerin temessülüdür. Bunların aksinde ayniyet değil gayriyet vardır, yani yansıyan şey yansıdığı mahalde sadece görüntü olarak vardır, kendi asli ve vasfi hiçbir şeyi ile temessül etmez. Yansıyan şey yansıdığı yerde hayatlı değil ölüdür, yansıyan görüntü  ve mahiyet birebir tutmuyor.

Mesela ayineler mahzenine giren Said ayineler vasıtası ile binler Said oluyor ama hakiki ve hayatlı olan Said birdir, diğerleri ise meyyit ve suretten ibarettir.

İkincisi: Maddi nuranilerin aksidir. Burada akis ne ayn nede gayr şeklinde ifade ediliyor; yani aksettiği mahalde akseden yarı nurani madde, mahiyet ve vasıflarının büyük bir kısmını ve çok özelliklerini  intikal ettirip irsiyet ediyor ama birebir tam tutmuyor ayniyete geçmiyor yani yansıdığı yere bütün kimliği ve vasıfları ile geçmiyor.

 Mesela, Allah’ın Nur ismine mazhar olan güneşin parlak ve şeffaf olan şeylerdeki tecelli ve temessülü gibi. Güneş yansıdığı her şeffaf ve parlak bir şey üstünde ısı ve ışığı ile temessül eder. Yani bir çok vasıf ve özelliklerini o şeyler üstünde tecelli ettirir. Bir aynayı güneşe karşı tutsak güneş bütün vasıfları ile o ayna içinde görünür, hatta o ayna küçük bir güneşçik hükmüne geçer. Işığındaki yedi rengi yedi sıfat olsa idi, yani görmek, işitmek, irade gibi sıfatlar ışığın içindeki o yedi renk şeklinde olsa idi,  bütün ihatasında olan mevcudat ile bir nevi münasebet ve tecelli ile her şeyin yanında hazır ve nazır olacaktı. Güneş yarı nurani olmasından dolayı ekser sıfatları tecelli ettiği mahalde de ayniyet ile tutacaktı. Bu yüzden güneş tek ve yekta olmasına rağmen her yerde nuraniyet sırrı ile hazır ve nazır olur, bir işi bir işine mani olmaz denilir.

Üçüncüsü: Nuranilerin ya da tam nurani şeylerin yansımasıdır. Burada temessül bir şeyin aynı ile başka bir şeyde yansıması demektir.

Mesela bir mum etrafında halka şeklinde on adet ayna bulunsa, her bir aynada mum temessül eder. Yani aynı vasıfları ile o aynaların içinde bulunur. Bir tek mum iken, on mum olur.

 Temessülün yansımadan bir farkı, temessül yansıdığı yerde bütün vasıfları ile yansır. Yansımada ise sadece zahir görüntü olarak yansır. Burada mumu tam bir nurani kabul edersek mum aynada tam kendisi olarak yansıyor.

 Mesela, o mum yerinde bir insan olsa, bu insan on aynanın hepsinde görünse, sadece birisi asıl olur, diğerleri görüntü olarak ayna içinde vardır. Yani insanın aynadaki yansımaları cansız ve ruhsuz olarak yansır.

 Ama temessül etmiş olsa, bizzat asıl şahsı itibari ile o aynaların yanında ve içinde bulunur. Bir insan iken, on insan olur. Her bir aynada tam manası ile tasarruf eder. Ve her aynada kendisi olarak bulunur, birisi asılda diğerleri kopyası şeklinde bir şey olmaz.

Cebrail (as) temessül sırrı ile bir anda binlerce yerde aynısı  ve zatı ile bulunabilir. Yani bir Cebrail asıl olup da diğerleri kopyası ya da sureti anlamında değildir. Şuuru ile bütün vasıfları ile bir anda her yerde temessül edebilir.

 Arştaki Cebrail (as) ile insan huzuruna gelen Cebrail (as) arasında şöyle küçük bir fark vardır, oda şudur: Arş çok cami ve geniş bir ayna olduğu için Cebrail (as) bütün haşmet ve azameti ile arşta temessül eder, insan ise küçük ve musaggar bir ayna olmasından arştaki gibi azametli ve haşmetli temessül etmiyor, insanın tahammül edeceği bir yansıma ile görünüyor.

Lakin bu görünme de aynilik ve bizatihilik vardır. Yani arştaki hakiki de insan huzurundaki Cebrail kopyası ya da sahtesi demek değildir. Cebrail (as) tam nurani bir varlık olduğu için her temessül ettiği aynada bizzat zatı ile bulunur. Lakin ayna küçük veya büyük olduğu için haşmet ve azamette aynanın kabiliyetine göre oluyor. İnsan bizzat nasıl kendinden haberdar ise Cebrail (as) da aynı şekilde temessül ettiği her yerde kendi olarak temessül ettiği için şuuru yerindedir ve kendisidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...