On Beşinci Pencere’de her şeyin en güzel sûrette yaratılmış olduğu ifade edilmektedir. Daha güzel ve daha mükemmel olamaz mı idi? Detaylı şekilde izah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Burada Üstadın dersin başına koyduğu şu önemli kaydı dikkate almak gerekiyor: “Kabiliyet-i mahiyet”

“Her şeye, o şeyin kabiliyet-i mahiyetine göre” en güzel sûret verilmiştir. Kabiliyeti veren de Allah’tır, o kabiliyete göre suret giydiren de.

Bir şeyin mevcut halinden daha güzel ve mükemmel olması için öncelikle o şeye mevcut kabiliyetinden daha ileri bir kabiliyet vermek, sonra da bu yeni kabiliyete göre sûret giydirmek gerekecektir. Bu takdirde ortaya yeni bir mahlûk çıkar. Aynı soru bu yeni mahlûk için de sorulur ve bunun sonu gelmez.

Her şeyden bir şey olan elimizi örnek alalım. Bu el altı parmak da olabilirdi dört parmak da. Her iki halde de el noksan olurdu. Elin kemâli beş parmak olmasında, her parmağın yerinin ve büyüklüğünün mevcut haliyle olmasındadır. Nitekim altı parmaklı kişiler ameliyatla bu parmağı aldırıyorlar.

Bu hakikati İmam Gazzali Hazretleri, "Daire-i imkânda daha ahsen yoktur." şeklinde ifade etmiştir.

Bazıları; “Cennetteki insanlar daha mükemmel olmayacaklar mı?” diye soruyorlar. Bu sorunun cevabı daire-i imkân ifadesinde saklıdır. Cennet de daire-i imkândandır. O âlemin kabiliyetine göre ehl-i cennete bu dünyadakinden daha mükemmel bir beden ihsan edilecektir. O kadar ki, dünya nimetleri cennet nimetleri yanında gölge gibi zayıf kaldıkları gibi, cennet ehli de dünyadaki bedenlerinden o kadar ileri bir bedene kavuşacaklardır.

Tavuğun da kanatları vardır, kuşun da. Her iki çeşit kanat da onların kabiliyet-i mahiyetlerine göre takılmıştır. Zira tavuğun uçmaması kuşun da uçması hikmete uygundur. Tavuklar da kuşlar gibi uçsalardı, insanlara yardımcı ve komşu olamazlardı. Uçarlardı ama bu büyük şereften de mahrum kalırlardı.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...